HAPİS CEZASININ AMAÇLARI, REHABİLİTASYON VE YENİDEN SUÇ İŞLENMESİNİN ÖNLENMESİ-I

I.Giriş
Bugüne kadar farklı ülkelerin ceza ve infaz alanındaki sistemleri, politikaları ve uygulamaları hakkında çok sayıda yazı yazdım. Dinamik bir alan olan kriminoloji ve penoloji uygulamaları, toplumdaki gelişmelere paralel olarak değişmesi nedeniyle bu alanda meydana gelen gelişmeleri ve değişmeleri yazılarımla açıklamaya çalıştım.
Bu ayki yazımın konusunu; aslında birbiri ile yakın ilişki içinde olan, beraber ele alınması gereken ve birlikte değerlendirilmesi zorunlu olan “hapis cezasının amaçları”, “rehabilitasyon” ve “yeniden suç işlenmesinin önlenmesi” kavramları oluşturmaktadır. İngiltere’de bu konuda; 1990 yılında “Beyaz Sayfa”, 2010 yılında “Yeşil Sayfa- Suç Döngüsünün Engellenmesi; Hükümlülerin Etkili Cezalandırması ve Rehabilitasyonu” isimli raporlar yayımlanmıştır. Yine bu konuda en son; İngiltere Parlamentosuna Gabrielle Garton Grimwood ve Gavin Berman tarafından 22 Kasım 2012 tarihinde sunulan ”Yeniden Suç İşlenmesinin Önlenmesi: Neler İşe Yarar Tartışması” isimli 83 sayfalık rapor sunulmuştur. Bu önemli raporun özet tercümesini yazımda aktaracağım.
II.Hapis Cezasının Amaçları
Bilindiği gibi, suç işlendikten sonra “ceza adalet sistemi” işlemeye başlamaktadır. Bu kapsamda “ceza adalet sistemi”;
a. İşlenen suç ile ilgili mağdurun zararının giderilmesini, psikolojik açıdan desteklenmesini, soruşturma ve kovuşturma aşamasında süreç hakkında bilgilendirilmesini, hukuki destek verilmesini,
b. Suç işleyen kişinin, suç işleme nedenleri belirlenerek ceza veya tedbir uygulanmasını, bu kişinin rehabilitasyonunu, yeniden suç işlememesi için tedbirlerin alınmasını,
c. Toplumun korunmasını,
hedeflemektedir.
Bu hedefleri gerçekleştirmek için ceza ve yargılama hukukunda;  tutuklama, adli kontrol, uzlaşma, kamu davasının açılmasının ertelenmesi, hükmün açıklanmasının ertelenmesi, hapis cezası, hapis cezasına seçenek tedbirler, hapis cezasının ertelenmesi gibi çeşitli araçlar kullanılmaktadır.     
2012 tarihli “Yeniden Suç İşlenmesinin Önlenmesi: Neler İşe Yarar Tartışması” isimli Raporda; hapis cezasının mahkemelerin önündeki seçeneklerden biri olduğu belirtilmiştir. İngiltere’de halen yürürlükte olan 2003 Ceza Yargılaması Kanunu’nda, mahkûmiyet kararının amaçları:
* Suçluların cezalandırılması,
* İşlenen suç sayısının azaltılması (caydırıcılık yoluyla suç işlenmesinin önlenmesi dahil),
* Suçluların ıslahı ve rehabilitasyonu,
* Kamu güvenliği,
ve İşlenen suçlardan etkilenen kişilerin zararlarının suçlu tarafından telafi edilmesi
olarak belirtilmiştir.
Rapor’da en dikkat çekici konu, “İşe yarayan nedir?” tartışmasının etrafındaki temel sorulardır.
Bunlar;
a. Ceza infaz kurumundan salıverildikten sonra hükümlülerin tekrar suç işlemelerini önlemek için ceza yargılaması sisteminde (cezaevi ve denetimli serbestlik) yapılacak bir şey var mı yok mu, diğer ifade ile mükerrer suçlu sayısını azaltmak için ne yapılabilir?
b. Hapis cezasına seçenek yaptırımlar, gelecekte tekrar suç işlenmesini önleme konusunda daha etkili olmaları nedeniyle, daha uzun soluklu bir çözüm sunabilir mi?
III. İngiltere’de Ceza İnfaz Kurumlarının Mevcudunun Artışını Etkileyen Faktörler?
2001 yılında İngiltere’de yayınlanan Holliday Raporu’nda, ceza infaz kurumlarının mevcudunu belirleyen birçok faktöre işaret edilmiştir.
Bunlar;
* Toplumda suç işleyen kişilerin sayısı,
* Suçların ağırlığı,
* Yakalanan, yargılanan ve hakkında mahkumiyet kararı verilen kişilerin oranı,
* Kişilerin yakalanma ve suç işlemeye devam ettiklerinde hüküm giyme sıklıkları,
* Suçun ağırlığı ve işlenmeye devam edilmesi göz önüne alındığında, Parlamento’nun ve hüküm vericilerin uygun gördüğü cezaların ağırlığıdır.
Bazı eleştirmenler, ceza yargılama sisteminin, -örneğin, şartlı tahliye sürecinde-  riskten kaçmaya daha yatkın hale geldiğini belirtmektedirler. Şartlı Tahliye Kurulu’nun 2006 yılında yayınladığı bir “inceleme” ve tekrar cezaevine girenlere ilişkin “cezaevi istatistiği”, İngiltere ve Galler’de şartlı tahliye edilen hükümlülerin tekrar cezaevine girenlerin sayısındaki “yeni ve sıra dışı yükselişe” işaret etmiştir.
Denetimli Serbestlik Dergisi’nde (Marsh ve diğerleri), 2009 yılında, cezaevi nüfusunun artmasına neden olan faktörün “suç oranları” olmadığı belirtilmiştir. Bu kapsamda, birçok eleştirmen, ceza infaz kurumlarının sayısında gerçekleşen yeni artışın ceza oranlarından etkilenmediği görüşündedir. Bu artışlar, daha uzun süre koşullu salıverme yoluyla cezası yerine getirilen daha fazla hükümlünün bulunması, ayrıca bu hükümlülerin koşullu salıverme yükümlülüklerine aykırı hareket etmeleri nedeniyle ceza infaz kurumuna alınmaları yoluna daha çok başvurulmasının yanında cezaların ağırlığını da kapsamaktadır (Carter, 2003).
Ceza infaz kurumlarının mevcudunun artışını etkileyen diğer bir unsur, “kamu güvenliğine ilişkin süresi belirsiz hapis cezasına” mahkum olan kişi sayısıdır. Londra’da bulunan King’s Collage tarafından gerçekleştirilen araştırmada; ceza infaz kurumlarının mevcudunun artışında süresi belirsiz hapis cezasına mahkum olan kişi sayısı 900’den 3500’e yükselmiş ve cezaevi ve denetimli serbestlik yetkilileri, durumu sürdürülemez olarak tanımlamıştır.    
Devam edecek