DÜNYADA CEZA İNFAZ KURUMLARININ YOĞUNLUĞUNUN AZALTILMASI KONUSUNDA YAPILAN ÇALIŞMALAR-II

Dünyada ceza infaz kurumlarının yoğunluğunu artıran ikinci etkenin ülkelerin ceza politikası olduğu belirlenmiştir. Birçok ülkede mahkemeler, on yıl öncesine göre yargılama sonunda daha fazla hapis cezası vermekte ve ayrıca bu hapis cezaların süresini daha uzun belirlemektedir.  Yine ülkelerin çoğunda, şiddet içermeyen eylemler ile işlenen hafif suçlara  uyarı, para cezası, ertelenmiş ceza veya onarıcı adalet tedbirleri yerine hapis cezası verilmektedir.
Ceza infaz kurumlarının mevcudunun artmasında ceza politikasının etkisi üç başlık altında incelenebilir. Bunlar;
a. “Zorunlu asgari hapis cezasını” öngören kanunlar: Güney Afrika ve Amerika Birleşik Devletlerinde yaygın bir şekilde uygulanan bu kanunlar, diğer ifade ile “three-strikes laws” isimli kanun aynı kişi tarafından üçüncü kez suç işlenmesi halinde daha uzun süreli hapis cezasının verilmesini öngörülmektedir. Bu kanun uyuşturucu ile bağlantılı suçlarda sıkça uygulanmaktadır. 
b. Ömür boyu hapis cezaları: Dünyada ömür boyu hapis cezasının üç ayrı infaz şekli bulunmaktadır. Birincisi, ömür boyu hapis cezasının infaz belirli bir süre ile sınırlandırılmıştır. Bu süre sonunda hükümlü salıverilmekte ve herhangi bir denetime tabi tutulmamaktadır. İkincisi, belirlenen bir süre sonunda ömür boyu hapis cezasına hükümlü olan kişinin durumu salıverme için değerlendirilmektedir.  Üçüncüsü ise, koşullu salıverme ve özel af olmaksızın ölünceye kadar ceza infaz kurumunda infaz şeklidir.  2004 yılında Amerika Birleşik Devletlerindeki federal ve eyalet ceza infaz kurumlarında bulunan 11 hükümlüden biri ömür boyu hapis cezasına hükümlü bulunmaktadır. 2009 yılı itibariyle bu Ülkede bulunan ceza infaz kurumlarında 2.300.000 hükümlü ve tutuklu bulunurken, bunların 140.610’unu ömür boyu hapis cezasına hükümlüler oluşturmaktadır. İngiltere’de 1994 yılında ömür boyu hapis cezasına hükümlü sayısı 3.192 iken, bu sayı 2008 yılında 6.741 olduğu görülmüştür. Güney Afrika Cumhuriyetinde 1995 yılında ömür boyu hapis cezasına hükümlü sayısı 500 iken 2004 yılında bu rakam 5.000’e yükselmiştir.  Yine bu Ülkede, 2010-2011 döneminde verilen 15 yıl ve üzeri hapis cezası (ömür boyu hapis cezası dahil) 2004-2005 dönemine göre % 32 oranında yükselmiştir.  Uganda da 2008 yılında ömür boyu hapis cezasına hükümlü ayısı 37 iken, bu sayı 2010 yılında 329 olarak gerçekleşmiştir. Birçok ülkede ömür boyu hapis cezası son derece ağır suçlar için öngörülmüş iken, bu cezanın kullanımı ağır olmayan ve şiddet içermeyen suçlar için de artarak kullanılmaya başlandığı görülmektedir.
c. Koşullu salıverme süresinin değişmesi: Dünyanın bir çok bölgesinde koşullu salıverme sistemin değiştirilmesi ile hükümlüler daha fazla ceza infaz kurumlarında bulunmaktadır.
Dünyada ceza infaz kurumlarının yoğunluğunu artıran üçüncü etken uyuşturucu suçları ile ilgili cezalardır.
Yeterli sayıda hapis cezasına alternatif tedbirlerin bulunmaması dünyadaki ceza infaz kurumlarının mevcudunu artıran dördüncü nedendir. Birçok ülkedeki mevzuatta alternatif tedbirlerin sayısı sınırlıdır. Mahkemeler, verecekleri kararlarda suçun ağırlığına ve işleniş şekline uygun seçeneklere sahip değildirler. Genellikle görülen problem mevzuat eksikliği olmakla beraber, mevzuatta hapis dışı seçenekler bulunmasına rağmen bazı nedenlerden dolayı yeteri kadar uygulanmamaktadır. Bu nedenler; hapis dışı seçeneklerin etkili olması konusunda yeterli güveni verememesi,  gerekli alt yapı ile ceza adalet sisteminin birimlerinin teşkilat yapılarındaki koordinasyonundaki eksiklikler, hükümlülerin denetimini gerçekleştiren kurumların bütçe, personel ve personel eğitimi alanındaki yetersizlikler ve kamu desteğinin alınmamasıdır.
Dünyadaki ceza infaz kurumlarının mevcudunu artıran beşinci neden koşullu salıverme ve denetimli serbestlik kurallarının ihlal edilmesidir. Bazen bu ihlal yeniden suç işleme nedeniyle gerçekleşmekle beraber, genellikle hükümlünün koşullu salıverme veya denetimli serbestliğin koşullarını yerine getirememesi nedeniyle oluşmaktadır. Hükümlülerin koşullu salıverme yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeniyle ceza infaz kurumuna gönderilmeleri sadece ceza infaz kurumlarının mevcudunun artmasına neden olmamakta ayrıca koşullu salıverme sistemine de tereddütle yaklaşılması sonucunu doğurmaktadır.  Erken koşullu salıverme sistemi; bir yandan ceza infaz kurumlarının mevcudunun azalmasını sağlamakla iken, diğer yandan hükümlülerin topluma kazandırılmasına katkıda bulunmaktadır. Ancak bu sistemdeki eksiklik bu eğilimi geri çevirmektedir.  
Raporda, dünyadaki ceza infaz kurumlarının mevcudunun artış nedenleri genel olarak beş başlık altında özetledikten sonra bu kurumların mevcudunun azaltılması konusunda yapılması gerekenler açıklanmıştır.
Dünyada, ceza infaz kurumlarının mevcudunun azaltılması konusunda alınacak tedbirlerden biri “hapis cezasına alternatif tedbirlerdir”. Bu tedbirler ceza infaz kurumlarının mevcudunu doğrudan azaltacaktır. Hapis cezasına alternatif tedbirlerin diğer bir olumlu etkisi de hükümlülerin yeniden suç işlemesin azaltacak bu yolla da uzun dönemde kurumların mevcudunu düşürecektir. Gerçekleştirilen çok sayıda bilimsel çalışma, hapis cezasına seçenek tedbirlere hükümlü olanların hapis cezasına hükümlü olanlara oranla yeniden suç işleme oranının düşük olduğu belirlenmiştir.                 
Tokyo Kuralları olarak bilinen Birleşmiş Milletlerin Hapis Cezasına Seçenek Yaptırımlar İle İlgili Asgari Standart Kuralları, tutuklamaya ve hapis cezasına alternatif tedbirlerin uygulanmasını tavsiye etmektedir. Bu kurallar; alternatif tedbirlerin ceza infaz kurumlarının mevcudunu azaltacak, hükümlülerin toplum içinde rehabilitasyonları sağlayacaktır. Anılan kurallar, alternatif tedbirlerin ceza mevzuatında geniş çeşitlilikte yer alması ile değişik suçlar ve her hükümlünün farklı ihtiyaçları için uygulanmasını sağlayacaktır.
Alternatif tedbirlere örnekler;
a. Mahkemece miktarı belirlenecek para cezası
b. Gözetim altında veya gözetim altında olmaksızın cezanın askıya alınması: Bu alternatif tedbirde hakim para ve/veya hapis cezasına karar vermektedir. Bu karardan sonra hâkim iki ayrı şekilde cezanın askıya alınmasına karar verebilmektedir. Birinci erteleme şeklinde hâkim, koşulsuz olarak sanığa hiçbir yükümlülük yüklemeden veya sınırlama belirlemeden cezanın askıya alınmasına karar verebilecektir. İkinci erteleme şeklinde hâkim, cezayı denetimli serbestlik tedbirine uyma koşulu ile askıya alabilecektir.     
c. Cezanın ertelenmesi: Hâkim sanığın, madde bağımlılığı tedavisine devam etmesi, psikolojik destek alması gibi bir kısım yükümlülükler altına alarak cezanın ertelenmesine karar verebilmektedir.
d. Bazı haklardan yoksun bırakmak: Hâkim sanığın; bazı meslekleri yapmaktan yasaklanmasına, kamuda belli görevlerde bulunulmaktan men edilmesine yada belli yerlere gitmekten yasaklanmasına karar verebilecektir.
e. Özgürlüğün sınırlandırılması: Hâkim sanığın, belli bir kurumun denetimi altında belli bir yerde oturması zorunluluğuna karar verebilir. Sanık, denetimi yapan kurumdan izin almadan oturduğu yeri, işini ve eğitimine devam ettiği kurumu değiştirememektedir.
f. Ücretsiz çalışma: Hâkim sanığın, ücretsiz toplum yararına çalışmasına karar verebilir.
g. Islah edici çalışma: Bu tedbir türü genellikle Doğu Avrupa Ülkelerinde ve Orta Asya’da bulunan Ülkelerde uygulanmakta olup, hâkim düzenli olarak işine devam etmekte olan sanığın aldığı ücretin belli bir bölümünü devlete ödenmesine karar verilmektedir.          
h. Elektronik izleme.

Geçen ay ve bu ayki yazılarımda dünyadaki ceza infaz kurumlarının yoğunluğunun azaltılması konusunda hazırlanan en iyi çalışmalardan biri olan Birleşmiş Milletlerin “Ceza İnfaz Kurumlarının Yoğunluğunun Azaltılması” isimli kitabını özetlemeye çalıştım. Bu kitapta özellikle Güney Afrika, Karayip ve Doğu Asya ülkelerindeki ceza infaz kurumlarında kalabalıklaşmanın yüksek olduğu belirtilmiştir.