SORUNLAR VE ÇÖZÜM YOLLARI

Çağdaş infaz sistemlerinde eğitim ve iyileştirmenin giderek değer kazandığı günümüzde ceza infaz kurumlarımız, öğretmenlerimizin özverili çalışmalarıyla her geçen gün ileriye gitmekte; bugün ceza infaz kurumlarımız eğitim kurumları olarak kabul edilmektedir. Socrates “Dünyada her şeye kıymet biçilebilir. Ama öğretmenin eserine kıymet biçilemez” demektedir. Geleceğe yapacağımız yatırımda önemli görevler üstelenen ve Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü ailesinin önemli bir parçası olan öğretmenlerimizin Öğretmenler Gününü en içten dileklerimle kutlarım.

Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 3. Maddesinde infazda temel amaç başlığı altında “...genel ve özel önlemeyi sağlamak, bu maksatla hükümlünün yeniden suç işlemesini engelleyici etkenleri güçlendirmek, toplumu suça karşı korumak, hükümlünün; yeniden sosyalleşmesini teşvik etmek, üretken ve kanunlara, nizamlara ve toplumsal kurallara saygılı sorumluluk taşıyan bir yaşam biçimine uyumunu kolaylaştırmaktır” ifadesi yer almaktadır. Ve bu temel amacın yerine getirilmesinde karşılaşılan en önemli sorunlardan birisi de ceza infaz kurumlarımızdaki kalabalıklaşma sorunudur diyebiliriz. Kalabalıklaşma konusunun sadece ülkemiz ceza infaz kurumlarının bir sorunu olmayıp uluslararası arenada bu konuda ciddi sıkıntılar yaşandığını ifade etmek isterim.  Bu konuda gerek alternatif ceza uygulamaları ile gerekse de kurumlarımızın imkânlarının artırılması konularında ciddi çalışmalar yapılmaktadır. Bu kapsamda, infazın çağdaş biçimde gerçekleştirilebilmesi ve kalabalıklaşma sorununun çözülmesi için ihtiyaç duyulan en önemli unsurlardan biri de uygun mimari yapıdır. Son yıllarda bu konuda sağlanan gelişmeler çerçevesinde modern ceza infaz kurumu inşaat projelerini hayata geçirmiş bulunmaktayız. Her yeni kurum açılışıyla birlikte ihtiyaçlara cevap veremeyen ceza infaz kurumlarının da kapatılmasına devam edilecektir.

Değerli Mesai arkadaşlarım,  

Bilindiği gibi Genel Müdürlük ve taşra teşkilatımızın buluşmasına vesile olan, yaşanan sorunlar, çözüm önerileri ve yeni fikirlerin geliştirilmesine fırsat sağlayan “Hizmetiçi Eğitim ve Yıllık Değerlendirme Toplantısı’nın beşincisinin 21-23 Ocak 2015 tarihleri arasında Afyonkarahisar’da yapılması planlanmaktadır. Mevzuat, Eğitim ve İyileştirme, Personel, Güvenlik, İşyurtları, Açık Ceza İnfaz Kurumu, Sağlık, Çocuk Hükümlü-Tutuklu, Nakiller (Eğitim-Sağlık-Güvenlik-Disiplin-Kendi isteğiyle ve Toplu Nakiller), Hükümlüler İle İlgili Disiplin ve Ödül Uygulamaları, Kurumların Fiziki Yapısı ve Personel Eğitimi İhtiyaçları konularında kapsamlı değerlendirmeler ve kurum içi ve kurumlar arası ortak bir dil, tutum ve anlayışın geliştirilmesi için büyük bir fırsata dönüşecektir. Bu konuda tüm birimlerin işleyişteki sorunları belirlemeleri ve sorunların minimize edilmesi noktasında çözüm önerilerini sunmaları bu çalışmanın başarılı geçmesi için büyük önem arz etmektedir. Sorunların çözümünden ziyade, kaynağının ne olduğunu bilmemiz gerekiyor. Çünkü kaynağına ulaşmadan, sorunu çözüme kavuşturmanız imkânsızdır. Gerek merkez gerekse taşra teşkilatımızın sorunların çözüm yolları hakkındaki görüşü, farklı bakış açıları getireceği gibi, çözüme giden yolda alternatif çözüm yollarının ortaya çıkmasını sağlar.

Ceza infaz kurumlarının fiziki koşulları, çağın gereklerine uygun mevzuat ihtiyacı, ceza infaz kurumlarında görevlendirilen personelin eğitimi ve “kırılgan gruplar” olarak adlandırılan çocuk-kadın ve yabancı tutuklu ve hükümlülerin durumu gibi konular ilk etapta akla gelen ve üzerinde çalışılması gereken konulardır.  Kurum ziyaretlerinde karşılaştığımız en önemli sorunlardan birinin, su sıkıntısı olduğunu söyleyebilirim. Gerek suyun kaynağına olan uzaklık gerekse var olan suyun yetersiz kalması gibi nedenlerle yaşanılan bu sorunların çözüme kavuşması konusunda kurumlarla işbirliği içerisinde gerekli adımları atıyoruz. Temizlik ihtiyacının temel ihtiyaç olduğunun bilinciyle bu soruna kalıcı çözümler bularak kurumlarımızdaki bu sıkıntıların giderilmesini sağlamış olacağız.

Çözüm bekleyen ve tartışmamız gereken konu başlıklarından bir diğeri de iyileştirme etkinliklerine yönelik olacaktır: Ceza infaz kurumlarında psiko-sosyal servislerin daha etkin ve verimli hale getirilmesi ve doğal olarak tutuklu ve hükümlüler üzerindeki etkisinden, toplumda ceza infaz kurumu çalışanlarının algılanışındaki soruna; ortak alanların kullanımında karşılaşılan sorunlardan, bu alanların nasıl daha verimli hale getirilebileceğine; ceza infaz kurumlarında yaşanan sağlık, hijyen sorunlarından, kapasite ve kaynak azlığına; personelimizin artan iş yükünden, yaşadığı psikolojik sorunlara ve hatta ceza infaz kurumlarımızda ki kütüphanelerin nasıl daha işlevsel hale getirilebileceğine değin birçok konu başlığımız bulunmaktadır.

Bütün bu başlıkların sadece mevzuat yazımı, fiziki kapasite artırımı, maddi kaynaklarla çözüme kavuşturulamayacağı da bilinmesi gerekmektedir. İnsanlar için insanlar aracılığıyla hizmet üretilen kurumlarımızda çağın koşullarına uygun insan kaynağı yönetimini yakalamak zorundayız. Kurum yönetiminin “idare etmek” kelimesi ile sınırlanamayacak dinamik yapısı gereği birlikte yönetme ve “yönetişim” anlayışına geçilmesi, çağın gereklerine uygun ve topluma kazandırma odaklı anlayışın benimsenmesinin kaçınılmaz olduğu kanaatindeyim. Bu kapsamda ceza infaz kurumlarımızda özellikle yönetim anlayışı konusunda da çok ciddi değişiklikler olmakla beraber alınacak daha çok mesafe olduğunu görmekteyiz. Hükümlü ve tutukluların tecrit edilip kapalı kapılar ardında cezalarının infaz edilmesi anlayışından, kurumda geçirdiği zamanı eğitim ve iyileştirme sürecine dönüştüren ve topluma kazandırılma sürecinde aktif rol alması sağlanan bir anlayışa geçilmesi konusunda ciddi adımlar atılmakta olup, uygulama aşamasında da başarılı sonuçlar alınmaktadır.

Kıymetli mesai arkadaşlarım;

Ceza infaz kurumlarımızın çağdaş infaz ve yönetim anlayışını benimseyerek yönetilmesi ve çağın gerektirdiği donanıma sahip olması noktasında Genel Müdürlük olarak üzerimize düşen görevi yerine getirme gayretindeyiz. Kuşkusuz yürüttüğümüz bu faaliyetlerde diğer kamu kurum ve kuruluşları ile sivil toplum kuruluşlarının da sürece dahil edilmesi sorunların çözüme kavuşturulması konusunda bize yeni katkılar sağlayacaktır. Çünkü; bizim görev sahamız, toplumun tüm dinamiklerinin sosyal sorumluluk sahasıdır.