Değişim İçerde Başlar...

Değerli okurlar;
Ceza infaz kurumlarımız son 10 yıllık süreçte büyük bir değişim ve dönüşüme imza atmıştır. Hatta bu değişim ve dönüşüm sürecinin ülkemizde kurumsal bir öncülük rolü taşıdığını da söylemek mümkündür. Onur ve iftihar vesilesi olarak gördüğümüz bu durumun gerçekleşmesinde hiç şüphesiz ki siz değerli çalışanlarımızın büyük özverisi ve ciddi gayretleri de azımsanmayacak derecede büyüktür.

Ceza İnfaz Kurumlarımıza ulusal ve uluslarası kurum, kuruluş, STK ile basın yayın organlarının bakışı; motivasyonumuz, doğruyu bulmamız, iyiyi hâkim kılma ve onu yaymamız konusunda ne kadar önemli ise, bizlerin de içerden bakışı kurumlara yapacağımız katkı konusunda aynı derecede önem arzetmektedir. Değişim ve dönüşüm sürecini birlikte gerçekleştirdiğimiz siz değerli çalışanlarımızla önümüzde atılacak çok önemli adımlar bulunmaktadır.
Değişim, en basit şekilde, bir nesne ya da durumun zaman içinde aynı kalmaması, farklılaşması olarak tanımlanabilir. Çağımızın hızla değişen koşulları, çevresiyle sürekli etkileşim içinde olan, çevresinden girdiler alıp çıktılar sunan, açık ve dinamik sistemler olan kurumları da çevrelerindeki değişimlere ayak uydurmaya zorlamıştır. Kurumlarımızın, bu değişimi koşulların gerektirdiği yöntem ve anlayışla  sürdürememeleri çözülmelerine ve işleyişteki bazı aksaklıklara yol açacaktır.

Değerli okurlar;
Başarılı adımların devamının gelmesi; çalışanlarımızın kurumlarında kendi menfaatlerinin gözetildiğine, fikirlerine değer verildiğine, çalışma koşullarından duydukları memnuniyete ilişkin algıları ve kendilerini kurumlarıyla ne kadar özdeşleştirdikleriyle de  ilgilidir. Kurumsal aidiyet duygumuz ne kadar yüksekse yani kurumumuzu ne kadar sahipleniyorsak, hem kişisel gelişimimize hem de kurumsal gelişimimize o kadar katkı sağlıyoruz demektir.
İnsanlar başka insanlarla sevgiye dayalı ilişkiler kurma ve bunu geliştirme gereksinimi duyarlar. Bu gereksinimi karşılayabilecekleri toplumsal gruplara ait olmayı isterler. Bu duygusal bağlar aidiyet ve hoşnutluk duygularını artırır, devam ettirir. Bu sayede bireyler kendilerini değerli ve gruba ait hissetmeye başlarlar. Ait olma ve ilişki kurma ihtiyacı, grup ya da kurum içindeki bireylerin motive olmasında önemli bir etkendir. Bireyin grup üyeleri tarafından tanınması ve kabul edilmesi bütün bireyler için psikolojik bir ihtiyaçtır. Aitlik duygusu gelişmeyen bireyler içinde yaşadığı kuruma yabancılaşır, uzaklaşır. Bu da bireyi zaman içinde kurumun değer yargıları ve kurallarıyla çatışır duruma getirir. Bireyler arası iletişimin güçlü olduğu ve aitlik duygusunun en üst seviyede yaşandığı gruplarda ise başarı artar, yardımlaşma, destek olma gibi değerler önem kazanır ve grubun kurallarına uygun hareket tarzları benimsenir.

Kurumlarımızda ait olma duygusu; hükümlü ve tutukluları  birer emanet olarak görüp onların  toplumla yeniden bütünleşmelerini sağlamaya çalışmak ve bunu yaparken de yürürlükte olan mevzuatın dışına çıkmamak, ayrıca gözetimimiz altındaki kişilere farklı uygulamalarda bulunmamak ve karşılaşılması muhtemel zor durumlarda birbirimize destek olmak gibi yaklaşım tarzlarının altında yatmaktadır. Tüm çalışmalarımızda ben duygusu yerine biz duygusuyla hareket ettiğimiz  sürece altından  kalkamayacağımız  ve aşamayacağımız hiçbir sorunumuz olmayacaktır.

Eğer karşılaştığımız veya karşılaşabileceğimiz durumlara ilişkin bir duruş sergileyemez, zamanında stratejik kararlar alamaz, gereken kurumsal düzenlemeleri gerçekleştiremez ve eski alışkanlıklarımızı değiştirme gereği duymazsak değişim sürecimiz sekteye uğrar ve bundan da en büyük zararı bizler ve bizden hizmet bekleyen vatandaşlar görürler.

Değerli okurlar;
Sonuç olarak günümüzde kurumların en fazla ihtiyaç duyduğu kavram nitelikli iş gücüdür. Ancak, çalışanların belli niteliklere sahip olmaları ne kadar önemliyse, kurumlarıyla özdeşleşmeleri ve kurumun başarısı için çaba göstermeleri de bir o kadar önemlidir. Çalışanların bilgi anlamında donanımlı olmalarının yanında, kurumlarına bağlılık duymaları ve bireysel niteliklerini kurumun başarısına en üst düzeyde katkı sağlayacak şekilde kullanmaları da gereklidir. Çalışanların kurumlarıyla aralarında kuracağı güçlü bağ, kurumsal aidiyet duygusu yüksek olması ile ilgilidir. Böylece birlikte çalışma duygusu ile fedakarlık, özveri ve yardımlaşma duygusu da beraberinde gelecektir.
Hepinize bu değişim ve dönüşüm sürecine yaptığınız katkılardan dolayı teşekkür ediyor ve yeni çalışmalarımızda aynı özveriyi birlikte gerçekleştireceğimize yürekten inanıyorum.