Değerlerimiz...

2013 yılında yayın hayatına başlayan Değer dergimizin 24. sayısında tekrar okuyucularımızla buluşmanın ve büyük emeklerle ortaya konan dergimizi ikinci yaşına taşımanın mutluluğunu yaşadığımızı ifade ederek sözlerime başlamak istiyorum. İki yıl önce yola çıktığımızda, kurumlarımız başta olmak üzere, tüm okuyucularının başından sonuna ilgiyle okuyabileceği, resimlerine bakıp birkaç dakika elinden bırakmayacağı, hayatın içerisinden ancak, hayatı doğru süzen, hepimizin bildiği ve her gün çevresinde göremeyişinden yakındığı “erdemleri’’ derli toplu vurgulayan, belki birkaç kez tekrar okuma isteği uyandıracak, popülist olmayan, tiraj kaygısı bulunmayan, içerisinde kendimizi bulabileceğimiz bir dergi ortaya koymaya çalıştık.

Zaman ilerledikçe gördük ki; aynen bir çocuk gibi, beklentilerimiz çıkış noktası olmakla birlikte, dergi kendi kişiliğini geliştirerek, adeta okuyucularının beğenileri doğrultusunda kimliğine bürünmeye başladı. Dergimizin, ismi gibi barındırdığı ‘’Değer’’ler ile Ceza İnfaz Kurumlarımızda bulunan hükümlü, tutuklu ve görev alan personelimizle olduğu gibi, kurumlarımızın yeni bir heyecanla buluşmasını diliyorum.

İki yıllık yayın hayatımız süresince, dergimizin aylık konularını oluşturan her bir ‘’değer’’ ile ilgili yazılar yazdık, tekrar tekrar hayatımızda rehber edinmemiz gereken ilkeleri bir kez daha gözden geçirmeye çalıştık. Hayatın temposu içerisinde, değişen ve maalesef yapaylaşan insan ilişkilerinin ve modernleşme ile birlikte özünü kaybetmeye yüz tutmuş, sosyal hayatın gölgesinde kalmış bazı değerlerin ya da bireysel ilkelerin adeta tozunu alarak gün yüzüne çıkarmaya çalıştık. Yazarken de okurken de fark ettik ki, toplumun bizi biz yapan ilkeleri, değerleri her fırsatta tekrar etmesinde çok büyük yarar var.

Adalet gibi hoşgörü gibi bu değerler bizden olduğu için ve bizim içimizden çıkan değerler olduğu için aslında hepimizin hayatında bir şekilde büyük yeri olan, en azından günlük yaşantımızda yokluğundan yakındığımız ilkeler olduğu için, öğretilmeye değil adeta hatırlanmasına ihtiyaç duyduğumuz değerler.

Elbette bu ‘’değer’’leri yazıp anlatmak veya okumak kadar hayatımıza yansıtmak ve yaşamak da son derece önemli. Bu Milleti ayakta tutan, bir ve beraber yaşamasını kolaylaştıran duygulara sahip çıkmak, bu toplumun her bireyinin, en azından birbirine karşı borcudur.

Bireysel olarak sahip olunan bu erdemlerin bir araya gelince toplumsal ‘’değer’’ haline geldiğini görüyoruz.

Dünyanın neresinde düşkün, zulme uğramış, ülkesinden ayrılmak zorunda kalmış insanlar varsa, ekonomik güçleri ve gelişmişlikleri ile övünen onca ülke sırtını dönerken, bu ülkenin insanlarının kapılarını açması ve gelenlere el uzatması bu toplumsal erdemlerin bir ürünü değil midir? Tarih boyunca bizim insanımız düşküne el uzatmamış mıdır? En güçlü olduğu zamanda dahi kendisine sığınmışa merhametli olmamış mıdır? Kendisinden farklı olana hoşgörülü olup, farklılıklarını güvence altına almamış mıdır?

Eğer tarihte büyük izler bıraktıysak, bıraktığımız bu izleri içerisinden geldiğimiz medeniyetin ürünü olan bu değerlere ya da erdemlere borçlu olduğumuzu biliyoruz.

İşte bu nedenlerle, bizi biz yapan ‘’değer’’lerimizi sıkça tekrar etmek, üzerinde düşünmek, yeni nesillere bunları aktarmak ve bazen bu şablonla kendimizi gözden geçirmek, ülkemizin geleceği ve toplumsal yaşamımız açısından son derece önemli diye düşünüyorum. Bu dergi bir nebze de olsa bu görevi yerine getirmenin gayreti içerisinde olacaktır.

Aynı anlayış ve gayret içerisinde, okuyucularıyla birlikte daha uzun yıllar birlikte olmak dileğiyle...