DOSTLUK VE VEFA

“Dostluk ve vefa” kavramları toplumumuzun çimentosunu oluşturan değerlerimizdendir. Sözlükler “dostluk” kelimesini, dost olma durumu ve dostça davranış biçiminde tanımlamaktayken; dostluğu, anlamak, anlaşılmak ve olduğu gibi kabul görmek olarak da tanımlayabiliriz. Zira, gerçek dostluk içinde sevgi, saygı ve hoşgörüyü de barındırmaktadır.

Vefa ise, gerçek dostluğun en güçlü ürünü olup, sevginin sürdürülmesi, sevgi ve dostluk bağlılığı demektir. Sevgi, saygı ve paylaşma hayatı yaşanılır kılmakla birlikte, dostluk ve vefa daha anlamlı hâle getirir. Mevlana Celaleddin-î Rûmi “İyi bir dostu olanın aynaya gereksinimi yoktur” diyerek ne güzel anlatmıştır bu kavramı. Unutulmamalıdır ki, iyi bir dost karşısındaki insanı her zaman doğru olana ve dolayısıyla mutlak başarıya yönlendirendir. Zor zamanlarımızda en güvenilir limanlarımız, sevdiklerimiz ve vefalı dostlarımızdır. Hayat denen kısa yolculukta ilerlerken sayısız güçlükle karşılaşırız. Bahar kadar, fırtına ve felâket de eksik olmaz bu yolda. Ölümler, kayıplar, hastalıklar ve talihsiz tesadüfler... Dostlarımızın desteği, maddi ve manevi sıkıntılarımızı daha az hasarla atlatmamıza yardım eder. Hele hayata küstüğümüzde, yaşama sevincimizi kaybettiğimizde, bu destek bize her zamankinden daha fazla gerekli olur. Bir o kadar da anlam kazanır. Bazen küçük bir tebessüm, bir hayatı kurtaracak kadar değerlidir. Dostluğun ve vefanın olmadığı yer, ünlü şair Cahit Sıtkı Tarancı’nın mısralarında, “korkunç bir ıssızlık” olarak tarif edilmiştir. Dostluğun ve vefanın en güzel örneklerine her devirde rastlamak mümkün olsa da, geçmişe nispetle gerçek dostluğu ve vefayı bulmakta zorlandığımız da bir gerçektir. Oysa insanları birbirine bağlayan görünmez bağlar, toplumlar için hayati bir öneme sahiptir. Toplumları topluluktan ayıran fark da, insanlar arasındaki ilişkiler, bu görünmez bağlardır. Bireyleri görünmez bir halat gibi birbiriyle birleştiren bu kıymetli ağları dokuyan liflerin zayıflayarak birer birer kopması, toplumu imamesinden ayrılan bir tespihin taneleri gibi dört bir yana saçılma tehlikesiyle karşı karşıya bırakır. Bencillik ve çıkar beklentileri, insanları birbirinden koparan, başkalarından uzaklaştıran etkenlerin başında gelmektedir. Kendi çıkarlarını sevdiklerinin, toplum ve milletin çıkarlarının önüne koymak, dostluk ve vefa duygularını yaralar. Maneviyatın önüne geçen maddi beklentiler, bu güzel çiçekleri öldü- ren zehirli bir toprak gibidir. Oysa makam, mevki, mal, mülk ve servet; asla bu paha bi- çilmez hazinelerin yerini dolduramaz. Maddi beklentiler, vefalı dostların sağlayabileceği huzuru ve mutluluğu getiremez. Maneviyattan, güzel duygulardan uzaklaşmış bir toplum; çoraktır, soğuktur, çirkindir. Vefa duygularımızı en fazla hak eden nimetlerin başında, şüphesiz ki vatanımız gelir. Bütün sahip olduklarımız, vatanı- mızla varlık bulur, onunla değer kazanır. Vatana vefalı olmak, bize verdikleriyle ve verecekleriyle kıyaslandığında, ödenemeyecek olan bir borçtur; ancak, en öncelikli ve önemli gö- revlerimizin başında bu olgunun geldiği de muhakkaktır. Ülke olarak zor bir süreçten geçtiğimiz, birlik ve beraberliğe en çok ihtiyaç duyduğumuz şu günlerde, toplumumuzun temel değerlerinden olan dostluğa ve vefaya, her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var. Sıkı sıkıya kenetlenen ve güçlü bir toplum olarak kalmamız dileğiyle...