YÖNETİM VE EĞİTİM ANLAYIŞI

Eğitimle iç içe olmamız, onu içselleş- tirip edindiğimiz kazanımları da yaşantı- mıza yansıtabilmemiz, hayatımızı sağlıklı bir biçimde devam ettirebilmek için son derece önemlidir. Alınan eğitimin kapsamına ve içeriğine göre edinilen bilgiler de kişinin yaşamına etki ettiği gibi hayatının daha sonraki kısmına da yön verir.

Eğitimin insan ve toplum yaşamındaki öneminin farkında olarak ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlü ve tutukluların eğitimine büyük önem veriyoruz. Eğitimin bir sonuç değil aksine her daim yaşayan bir süreç olduğunun bilincindeyiz ve projelerimizi bu bilinçle sürdürüyoruz. Hükümlü ve tutukluların topluma kazandırılmaları ve tahliyeleri sonrası sosyal yaşama adapte olabilmeleri amacıyla sürdürdüğümüz eğitim faaliyetlerini ceza infaz kurumlarındaki eğitim servisleri tarafından gerçekleştirmekteyiz. Genel Müdürlüğümüzün oluşturduğu standartlar doğrultusunda hayat boyu öğrenme anlayışı çerçevesinde yürütülen eğitim faaliyetleri; kuruma ilk geldiği andan başlayarak hükümlü ve tutukluların eğitim düzeyleri ve meslekî durumları yapılan görüşmeler sonrası belirlenir ve buna göre eğitim ve öğretim faaliyetleri ile meslek edindirme çalışmalarına katılımı sağ- lanır. Her bir hükümlü ve tutuklunun tahliye sonrası sosyal yaşama adapte olarak ve en önemlisi yeniden suça bulaşmadan yaşamını idame ettirmesi en büyük dileğimizdir. Eğitim ve iyileştirme faaliyetlerinin ba- şarılı bir şekilde sürdürülmesinin ve başarılı çıktıların alınmasının iyi bir kurum idaresinden başlayacağı ger- çeği ile hükümlü ve tutukluların yeniden sosyal yaşama hazırlanmasında kurum idarecilerimize büyük ve önemli görevler düşüyor. Çünkü kurum içerisinde kurulacak doğ- ru bir iletişim başarılı sonuçlar ortaya konmasına neden olacaktır. Değerli okuyucular, yöneticilik tek bir kişinin herkesi yönetmesi değil, ekip ruhunu oluşturarak ve zincirin tüm halkalarını çalışmaya ortak ederek başarıya giden yolda tüm çalışma arkadaşlarıyla birlikte yürüyebilmektir. Günümüzde futbolda olduğu gibi takım oyununu benimseyen kurumların ne denli başarılı olduğu aşikardır. Ekip ruhu anlayışından yoksun, ben merkezci bir yönetim tarzı bugün çağın gerektirdiği yönetim anlayışının kaldı- rabileceği bir yaklaşım olmaktan çok uzaktır. Bir yöneticinin mesai arkadaşlarını çaresiz ve sorunları ile baş başa, kendisinden gelecek yeni direktifleri bekler durumda bırakması doğru bir yöneticilik biçimi değildir. Bu yaklaşımın günümüzde hiçbir geçerliliğinin olmadığı ortak bir kanaattir. Ceza infaz kurumları, bünyesinde son derece hassas bir görev yerine getirilen birimler olması nedeniyle, disiplin dışına çıkma lüksü olmayan kurumlardır. Bu bağ- lamda sıradan bir kurum gibi çalışamazlar ve disiplin seviyesini istenilen düzeyin altına asla düşüremezler. Ancak; yöneticilerin tüm çalışmaları disiplin ve koordinasyon içerisinde ben merkezcil olmadan yürütmesi en sağlıklı ve doğru olan biçimdir. Doğru iletişim ve doğru yöntemlerle hem kurumdaki mesai arkadaşlarımızın çalışma azmi ve şevki artacak, hem de sürdürmüş olduğumuz projeler ve çalışmalar istenilen seviyelere gelecektir. Kurum idarecisinin personele günaydın deyip selam vermesi, ölçülü bir tebessüm, karşısındakine verdiği değeri gösterirken kendisine duyulan saygıyı ve saygınlığı da arttıracağı kuşkusuzdur. Bizim idarecilerimizden beklentimiz, kurumun de- ğerlerini, uygulamalarını, hükümlü ve tutukluların risk ve ihtiyaçlarını mevzuat doğrultusunda en iyi şekilde personeline anlatıp uygulanmasını sağlamaktır. Doğru yönetim anlayışı ve doğru eğitim çalışmaları ile belirlediğimiz hedeflere ulaşacağımıza inanıyoruz.