EĞİTİM VE BİLGİ ÇAĞI

Eğitim kavramı o kadar derin bir anlam içeriyor ki, bu kavram yaşamımızın temelini oluşturur. Ünlü Düşünür Paul Riecher “Ekmekten sonra eğitim, bir milletin en büyük ihtiyacıdır”sözü ile eğitim kavramına çok önemli bir vurgu yapmaktadır.

Her ülkenin ve milletin kendine has bir kültürel yapısı olduğundan yine kendine has bir eğitim sistemi ve biçimi vardır. Eğitim, temelinin ailede baş- lamasıyla birlikte bu süreç daha sonraki dönemlerde sosyal yaşam, okul ve iş hayatı içerisinde olgunlaşır ve biçimselleşir. Günümüz dünyasında çağdaş toplumlara baktığımızda eğitim kavramına ne denli önem verdiklerini görmekteyiz. Ancak, eğitim konusunda adım atamayan, eksik kalan toplumların da bilgi çağının gerisinde kaldığını hepimiz biliyoruz. Bireyi birey yapan, ona bir sosyal çevre ve toplumsal statü veren, mesleki yaşamında konumlandıran en önemli kavramların başında gelen eğitimi kendi sorumlu bulunduğumuz alanlarda da en üst seviyeye çıkartmak en önemli görevlerimizden biridir. Tabii ki öncelikle bireyin kendi eğitimini en yukarı seviyelere taşıma noktasında gayreti olmalıdır. Çünkü bilgi çağının en önemli kaynağı olan eğitim, günümüz dünyasının genel kabul görür kuralıdır. Geçmişten bugüne baktığımızda eğitim ve öğretimde gerekli adımları atmayan, gerekli önlemleri almayan toplumların bilgi çağının ne kadar gerisinde olduğunu görebilirsiniz. Ceza infaz kurumları ile denetimli serbestlik kurumlarında sürdürdüğümüz ve her zaman vurguladı- ğımız eğitim-iyileştirme çalışmaları ile her ne kadar övünsek de daha iyi ve ileri seviyelere ulaşmamız gerektiğinin de farkındayız. Bu konuda özellikle eğitim-iyileştirme çalışmalarında aktif görev alan mesai arkadaşlarımıza önemli görevler düşüyor. Okumayazma kurslarına katılanlardan, yüksek lisans ve doktora yapan hükümlü ve tutuklulara kadar kurumların eğitim seviyesi her geçen gün artarken, bu sayının gelecek yıllarda daha da üst seviyelere çıkması için elimizden gelenin en iyisini yapma gayretindeyiz. Biliyoruz ki eğitim noktasında atacağımız adımlar, kurumların işleyişinden tutun yaşam koşullarına kadar bir çok detayı etkileyecektir. Kurumlarda sürdürdüğümüz eğitim ve iyileştirme çalışmaları kapsamında, meslek sahibi olmayan hükümlü ve tutukluların birer meslek sahibi olmaları için yaptığımız çalışmaları da önemsemekteyiz. Bir çok alanda verilen meslek edindirme kurslarında hükümlü ve tutuklular tahliyelerine kadar kendi seçtikleri alanda nitelikli olurken, meslek sahibi olanlar da kendi alanlarında, daha da gelişerek sosyal yaşama hazırlanmaktadırlar. Kurumlarımızda sürdürülen bu çalışmalara ek olarak çeşitli kamu kurum ve kuruluşları ile ortak yü- rüttüğümüz programlar, projeler ve meslek edindirme kursları ile hedeflerimize emin adımlarla yürü- yoruz. Ancak, eğitim çalışmalarımız sadece hükümlü ve tutukluların eğitim-öğretimi ile sınırlı değildir. Kurumlarda görev yapan personelin gerekli mesleki ve bilimsel donanıma sahip olması için İstanbul, Ankara, Erzurum, Denizli ve Kahramanmaraş’ta bulunan eğitim merkezlerinde çeşitli mesleki kurslar ve projeler yürütmekteyiz. Personelin kendi görev alanında en iyi hizmeti en sağlıklı ve donanımlı biçimde sürdürebilmesi, çağ- daş infaz anlayışının olmazsa olmazları arasında yer almaktadır. Aynı şekilde bu durum, eğitim kavramı- na bakış açımızı da net olarak ortaya koymaktadır. Kurumsal geleceğimizin sağlam temeller üzerine kurulması ve kurumsal kimliğimizin yarınlara daha sağlıklı biçimde aktarılması eğitimsel gelişimin sürdürülebilirliğine bağlı olduğuna inanıyoruz. Eğitim, sadece okulda,evde, sosyal yaşamda de- ğil, bireyin kendi başına kaldığı anlarda da geliştirebileceği ve sürdürülebilirlik kazandırabileceği sü- reçtir. Huzurlu, mutlu, sağlıklı ve başarı dolu daha nice yarınlarda buluşabilmek ümidiyle.