Çağdaş İnfaz Anlayışı İçerisinde Eğitim ve İyileştirme Alanında Yaşanan Gelişmeler-II

Değerli Okurlar, Kurumlarımızda 2000 yılı ve sonrasında, eğitim-iyileştirme alanında yaşanan değişiklikleri konu alan yazı dizimize devam ediyoruz. Ancak, içinde bulunduğumuz ayın tarihi önemi sebebiyle bu konuya da birkaç cümleyle değinmek gerektiğini düşünüyoruz.

12 Mart 1921 tarihinde İstiklal Marşı’nın Millî marş olarak kabul edilmesi ve 18 Mart 1915’te Çanakkale Deniz Zaferi’nin kazanılması, bizler için büyük bir anlamı ve önemi olan iki tarihi olaydır. Bu vesileyle, Mehmed Âkif Ersoy’u ve bütün şehitlerimizi rahmetle anıyoruz. Bugünleri görebilmemiz, ecdadımızın vaktinde gösterdikleri fedakârlıklar ve verdikleri emekler sayesinde mümkün olmuş- tur. Bize bahşedilenlere layık olmak, üzerimize düşen görevleri en iyi şekilde yerine getirmeyi ve onların inşasını başlattığı medeniyet binamıza bir tuğla daha eklemeyi gerektirir.

Genel Müdürlük olarak içtenlikle talibi olduğumuz bu görevi yerine getirmek için eksilmeyen bir gayret taşıyoruz. Hükümlüleri topluma kazandırma yönünde yürütülen eğitim ve iyileştirme çalışmalarının, bu kapsamda önemli bir yeri olduğuna inanıyoruz. Zira bu nedenle öncelikli amacımız, cezaları infaz edilenlerin infaz süreci sonunda bilgilerini arttırmış, yeteneklerini ve yeterliliklerini geliştirmiş olarak topluma katılmalarını sağlamaktır.

Bu doğrultuda 2000 yılından sonra kurumlarımızda eğitim ve iyileştirme alanında görev yapan psikolog, sosyal çalışmacı ve öğretmenlerden oluşan uzman sayısının arttırılması, daha fazla tutuklu ve hükümlüye hizmet verilmesine imkân sağlayan önemli bir gelişme olmuştur. Uzman sayısının arttırılması ile nicelik yönünden olduğu kadar, bu personele verilen eğitimlerle de nitelik yönünden gelişmeleri sağlanmıştır. Bu gelişmelerin doğal bir sonucu olarak daha verimli eğitim ve iyileştirme hizmetlerinin sunulması mümkün kılınmıştır.

Kurumlarımızda istihdam edilen uzmanların yürüttükleri işin önemi yıllar içinde yöneticiler tarafından da daha iyi anlaşılmıştır. Tutuklu ve hükümlülerin iyileştirilmelerinden sorumlu olan uzmanlar, kurum yönetiminin kendilerine verdiği destekle artık görevlerini daha uygun koşullarda ve daha etkin yerine getirmektedirler.

İyileştirme hizmetlerinin geliştirilmesi yönünde atılan önemli adımlardan bir başkası, yapılandırılmış ruhsal müdahale programlarının oluşturulması ve uygulamaya konulmasıdır. Tutuklu ve hükümlülerin bireysel ihtiyaçları doğrultusunda iyileştirme hizmetlerinden faydalanmalarına imkân tanıyan bu önemli programların uygulamaya geçirilmesi ve kurumsallaşması son on yıllık dönemde gerçekleşmiştir. Tutuklu ve hükümlü nüfusunun farklı alt gruplarının, eğitim ve iyileştirme ihtiyaçları da birbirinden farklılık gösterir. Bunlardan biri olan “çocuk” hükümlü ve tutuklular, Genel Müdürlüğümüzün özellikle önemsediği grubu oluşturmaktadır. Çocuk hükümlü ve tutukluların eğitim ve iyileştirilmesine yönelik çalışmaları, her dönemde yakından takip ediyor ve destekliyoruz.

Çocuğun yüksek yararı ilkesine uygun olarak ihtiyaç duyulan mevzuat değişiklikleri, özellikle 2005 yılı ve sonrasında gerçekleştirilmiştir. Yapılan değişikliklerle çocuklara özgü bir yargılama sistemi getirilmiş; suça sürüklenen çocukların cezalarının, eğitim ve iyileştirme etkinlikleri yoluyla ve denetimli serbestlik tedbiri altında toplum içinde infazı mümkün kılınmıştır. Suç oranlarındaki artışa rağmen ceza infaz kurumlarında bulunan çocuk sayısının azalması, bu gelişmenin memnun edici bir sonucudur.

Bu yazımızda 2000 yılından bugüne kadar “iyileştirme” alanında yaşanan gelişmelere değinmeye çalıştık. Gelecek ay, eğitim ve iyileştirmede hayata geçirilen gelişmeleri anlatmaya devam edeceğiz. İyileştirilmiş bir toplum içerisinde, daha iyi ve daha aydınlık günlere ulaşmamız dileğiyle...