15 TEMMUZ

Bundan tam bir sene önce, milletçe büyük bir tehlikenin ve tehdidin üstesinden geldik. Öyle bir tehlike ve tehdit ki asırlar boyunca hatırlansa ve anlatılsa yeridir.

İnsan yaşamında olduğu gibi ulusların kaderlerinde de sınayıcı büyük olaylara, güçlüklere ve felaketlere rastlanır. Bu olaylar, güçlükler ve felaketler, milletleri meydana getiren fertlerin cesaretlerini ve sadakatlerini tecrübe eder, saklı duygu­larını ve gizli niyetlerini ortaya çıkartır.

Şüphesiz 15 Temmuz, bu özellikleri fazlasıyla taşıyan bir büyük olaydı. Mille­tin lokmasını yiyen, üniformasını giyen ve silahını kuşanan hainlerin, kendilerini korumakla görevli oldukları masum insanların üzerine, yine asil sahibinin tankını ve uçağını kullanarak acımasızca ölüm yağdırışlarına gözlerimiz yaşararak şahit olduk. Gözümüzün bebeği olan Mehmetçiğin üniformasına bürünerek stratejik kurumlarımızı bombalamalarını içimizden kan giderek izledik. Yediği ekmeğe ihanet etmek ifadesi, bundan daha fazla yerini bulamazdı.

Bu topraklar tarih boyunca ne felaketler, ne inanılması güç olaylar görmüş ve yaşamıştır. Bu asil millet, en umulmadık zamanlarda nice aşılamaz zannedilen tehditlerin üstesinden gelmesini bilmiş, kendi varlığı üstüne yapılan sayısız hesabı ve oyunu bozmuştur. Bozacaktır da!

Temmuz’un çok sıcak bir gecesinde geliveren, daha öncekilere hiç benzemeyen bu saldırı karşısında da insanımız, sevdalısı olduğumuz bayrağı eline alıp dışarı çıkmak­ta tereddüt etmemiştir. Hayranlık uyandıran asaletiyle, kutsalları uğruna tankların tüfeklerin önüne geçmekte ve bedenini siper etmekte kararsızlık göstermemiştir.
Bu topraklar üzerine hayaller kuranların, bu millet’in varlığına ve huzuruna kas­tedenlerin kulaklarına küpe etmeleri gereken bir gerçek var. Bu gerçeği, 15 Temmuz bir kere daha gözler önüne sermiş, en sağır kulaklara bile işittirecek bir güçle bütün dünyaya haykırmıştır: İnsanımız vatanı, dini, bağımsızlığı, bayrağı ve diğer kutsalları uğruna ölüme atılmakta bir an bile tereddüt etmez! Canından vazgeçer ama esarete asla rıza göstermez! Bu millet, külün altındaki ateş gibidir. Bitti denilen anda üzerini örten örtüyü atar, en ağır koşullar altında bile hayret uyandıran bir kuvvetle yerin­den doğrulup ayağa kalkmasını bilir. Hem de eskisinden daha da güçlenmiş olarak! Akıllarımızdan hiç çıkmayacak olan 15 Temmuz gecesi, üzerimizdeki külü süpürüp atmıştır! Gözlerimizin önündeki perdeyi çekip almıştır! Uykuda olanlarımızı sarsarak uykudan uyandırmıştır! Biz hayat meşgalelerimizle uğraşırken gözlerini kırpmayan, harıl harıl bizim vatanımız, varlığımız ve kutsallarımız üzerine en kirli hesapları yapmakla meşgul olanların varlığını, en acı ve yaralayıcı biçimde gözlerimizin önüne sermiştir.

Başımıza gelenler, gayretimize dokunmalıdır. Gördüklerimiz ve şahit oldukları­mız, eskisinden daha uyanık ve etkin olmamız gerektiğini, şüpheye yer bırakmayacak biçimde ortaya koyuyor. Aynı yerden ikinci defa ısırılmak olmaz! Gözlerimizin daha fazla perdeye, beynimizin daha fazla uykuya tahammülü yoktur. Güzel Türkiye’miz bizden uyanık olmamızı, birliğimizi korumamızı ve güçlenmemizi istiyor. Beklediği gözü açıklığı, emeği ve özveriyi ondan esirgeyemeyiz.

Birlikten kuvvet doğar. Sağlam bir toplumun çimentosunu oluşturan sevgi bağ­larımızı güçlendirmeli, dostluk ve arkadaşlık ilişkilerimizin bakımını ihmal etmemeliyiz. Aramıza ektikleri nifak tohumlarının hasadını ellerini ovuşturarak bekleyenlere inat, bahçemizde zehirli otların yetişmesine asla izin vermemeliyiz. Bu uğurda yaptıkları uzun vadeli hesaplar, gösterdikleri planlı gayret ve çabalar, düşmanlarımızın bizim birliğimizden ne kadar ürktüklerinin de bir kanıtıdır. Bu göstergeler, bize yürümemiz gereken yönü işaret ediyor. Bu yön, düşmanlarımı­zın uğruna senelerini harcadıklarının tam aksi istikamettedir!

15 Temmuz’un kahramanları olan şehitlerimizin ve gazilerimizin üzerinde yürüdükleri yol da, elbette aynı doğrultudadır. O yürekli insanları rahmetle ve hürmetle anıyorum. Hepimiz için hayatlarını ortaya koyan, bu uğurda son nefeslerini veren, bedenlerinin bir parçasını feda eden bu kahramanlar, her türlü övgüyü fazlasıyla hak ediyorlar. Onlar yaptıklarıyla sadece büyük bir zafer kazanmakla ve asırlarca hatırlanacak büyük bir başarıyı milletimize armağan etmekle kalmamışlar, bu aziz milletin varlığına yöneltilen bir tehdit karşısında nasıl hareket etmeleri gerektiğini gösteren en güzel örneği, çocuklarımızın ve gençlerimizin hafızalarına çıkmamacasına kazıyarak büyük bir fedakârlıkta da bulunmuşlardır. Bıraktıkları bu asil örnek, geleceğimizi emanet edeceğimiz yavrularımız için en iyi rehber ve güvence, en güzel mirastır. Bu Milletin her bir ferdi 15 Temmuz gecesinin zifirî karanlığını, selalar eşliğinde iman ve vatan aşkıyla aydınlatarak şehadet niyetiyle elinde bayrağı ile yürüyenleri de; milletini, inançlarını, tarihini gecenin karanlığına gömmek isteyen cani ruhlu FETÖ’cü hainleri de, onlara destek verenleri de, sayıları az da olsa, onları alkışlayan utanç abidelerini de asla unutmayacak ve gelecek nesillere ibaretle anlatacaktır.
Ne mutlu elinde bayrağı, yüreğinde vatan sevgisi ve iman ile miras bırakma şerefine erişenlere...