EMEK, VATAN VE DEMOKRASİ

Bazı kavramlar vardır, adeta birçok kavramın ya da öğenin anahtarı gibidir. O anahtarı kullanmadan arkasındaki kavramlara öğelere ya da kazanımlara ulaşmak mümkün değil gibidir. Emek böyle bir kavramdır. Alın teri ile kardeş, başarının olmazsa olmazıdır. Başka bir ifadeyle başarı; emeğin ödülüdür desek yanlış bir tanım yapmamış oluruz.

İnsan hayatı, toplumsal hayat ve devletlerin tarihi, mücadelelerle, iniş çıkışlarla doludur. Ama hep daha iyiye gitmek, daha iyi bir yaşam sürmek, bilgiye daha çok sahip olmak, kaynakları daha verimli kullanmak, daha güçlü olmak, daha saygın olmak gibi amaçlar; insanlar, toplumlar ve devletler için hep var olmuştur. İşin özünde bu amaçların varlığı olumsuz bir durum olmayıp tam tersine insanlığın gelişmesi açısından güçlü bir motivasyon kaynağıdır. İşte bu amaçlara ulaşmada farklılığın nedenlerinin başında yeterli emeğin ortaya konması ya da konamaması gelmektedir.

Hiçbir başarının tesadüf olmadığı hep söylenen tekrarlanan bir gerçeğin ta kendisidir. Aslında bu ifadeyi biraz düzelterek söylersek tam doğruyu ifade etmiş oluruz: hiçbir kalıcı başarı tesadüf değildir. Gerçekten de emek harcamadan, altı doldurulmadan bir şekilde elde edilen başarılar söz konusu olabilir. Ancak bir başarının kalıcı başarıya dönebilmesi için, onu üzerinde taşıyanın; bilgi, birikim, tecrübe açısından bu başarıya hazırlıklı hale gelmiş olması icap eder. İşte saydığımız tüm bu donanımın sağlanması ve kullanılabilir hale gelmesi, ancak “emek” başka bir deyişle “alın teri” ile olur.

Elbette emek ile elde edilen değerlidir. Hem emek sahibi için hem de toplum nazarında daha değerli ve daha saygındır. Bir emlak komisyoncusu bana yıllar önce: “alım yaparken özellikle gayrimenkulün satıcıya miras yoluyla intikal edip etmediğini soruyorum ve miras yoluyla intikal etmiş gayrimenkulleri tercih ediyorum, kendileri tarafından satın aldıkları gayrimenkulleri satıcılar daha zor satıyorlar” demişti. Gerçekten de ister ilim ister bir üretim isterse mülkiyet konusu olsun içinde emeğiniz, alın teriniz var ise gerçek değerini bilebilirsiniz.

Kurumsal anlamda da başarı, üzerimizde bulunan görevi layıkıyla yerine getirme ve kurumsal ilerleme ancak; bu yolda çalışmakla gerçekleşebilir. Öncelikle eğitimlerle bu sonuçları alabilecek donanıma sahip hale gelmek zorundayız. Sonrasında ise alınan eğitimlerin gereği olan çalışmaların titizlikle ve emek esirgenmeden yerine getirilmesi gerekmektedir. Yani gerek yeterli alt yapıya sahip olmak ve gerekse bu alt yapıyı kullanabilmek için bireysel ve kurumsal olarak emek harcamak durumundayız. İnfaz sistemi içerisinde personelimizin bu konuda sarfettiği gayretlerin farkındayız bu sebeple her geçen gün daha iyiye gideceğimize olan inancımız tamdır.

Millet olarak emeklerin en büyüğünü “vatan” ve “demokrasi”  için göstermiş olmanın ve her ikisini bihakkın hak etmenin ayrıcalığını yaşıyoruz.  1071’de Malazgirt’ten 1915’te Çanakkale’ye, İstiklal Harbinden, bölücü terör ile verdiğimiz iç güvenlik mücadelesine kadar, bu toprakları vatan yapmanın ve vatan tutmanın mücadelesini kanıyla vermiş bir milletin çocuklarıyız. Nihayetinde 15 temmuzda da vatanla birlikte demokrasiye 249 şehit ve binlerce yaralı gazimiz ile sahip çıkmış, bu uğurda gayretini esirgememiş ve bir kez daha canıyla, gayretiyle, emeğiyle vatanı ve demokrasiyi hak etmiş bir milletin bireyleriyiz. Bu nedenle artık vatanımız ve demokrasimiz bizim için her zamankinden daha değerli.

Emek ve alın teriyle kazanılmış başarılı bir hayat dileğiyle…