2013 VE 2014 YILLARINDA 5275 SAYILI KANUN'DA YAPILAN DEĞİŞİKLİKLER (V)

5275 sayılı Kanun'un 19 uncu Maddesindeki Değişiklik
1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren 5275 sayılı Kanun'un “Yakalam emri” başlıklı 19 uncu maddesi aşağıdaki şekilde düzenlenmişti.
“Yakalama emri
MADDE 19.- (1) Hükümlü, hapis cezası veya güvenlik tedbirinin infazı için gönderilen çağrı kâğıdının tebliği üzerine on gün içinde gelmez, kaçar ya da kaçacağına dair şüphe uyandırırsa, Cumhuriyet savcısı yakalama emri çıkarır.
(2) Üç yıldan fazla hapis cezalarının infazı için doğrudan yakalama emri çıkarılır.”.
Ancak;
İlgili maddenin ikinci fıkrası 24/1/2013 tarih ve 6411 sayılı Kanunun 5 inci maddesi ile Kasten işlenen suçlarda üç yıl, taksirle işlenen suçlarda ise beş yıldan fazla hapis cezasının infazı için doğrudan yakalama emri çıkarılır.” şeklinde değiştirilmiş, ayrıca; yine 6411 sayılı Kanunun 5 inci maddesi ile Adlî para cezasından çevrilen hapsin infazında hükümlüye öncelikle çağrı kâğıdı gönderilir.” hükmüüçüncü fıkra olarak eklenmiştir.
İkinci fıkrada yapılan bu değişiklik ile üç yıldan fazla hapis cezalarının infazı için doğrudan yakalama emri çıkarılırken, taksirli suçlarda bu sürenin beş yıldan fazla olması hüküm altına alınmıştır.
Ayrıca;
Yeni eklenen üçüncü fıkrada, daha önceki düzenlemede yer almayan adlî para cezasından çevrilen hapsin infazına da bir açıklık getirilmiş ve hükümlüye öncelikle çağrı kâğıdı gönderileceği beliritlmiştir.

5275 sayılı Kanun'un 48 inci Maddesindeki İptal
5275 sayılı Kanunun “Disiplin cezasını gerektiren eylemlerin tekrarı, disiplin cezalarının infazı ve kaldırılması” başlıklı 48 inci maddesinin birinci fıkrası; 37 ilâ 46 ncı maddelerde yer alan eylemlerin tanımına uymayan ve kanunda tanımları yapılmamış olan eylemler, nitelik ve ağırlıkları bakımından bunlara benzediklerinde, aynı maddelerdeki disiplin cezaları ile karşılanırlar.” şeklinde düzenlenmişken, Anayasa Mahkemesinin 3/10/2013 tarihli ve E.:2013/28, K.:2013/106 sayılı Kararı ile iptal edilmiş olduğundan uygulanma imkanı kalmamıştır.
Bu iptal kararının ceza infaz kurumlarındaki disiplin uygulamalarına etkisi büyük olduğundan, yanlış işlemlerde bulunmamak için konunun tam olarak anlaşılması ve buna göre uygulama yapılması önem taşımaktadır.
Burada dikkate alınması gereken husus, öncelikli olarak iptal kararının neden verilmiş olduğunun bilinmesidir. Çünkü; bu bilgi kurum idarelerinin yeni uygulamasının da nasıl yapılması gerektiğine ışık tutacaktır.
Şöyle ki;
Kararın gerekçesinde özetele; Anayasa'nın 2 nci maddesinde belirtilen hukuk devleti ilkesinden hareketle ve Anayasa'nın 38 inci maddesinin birinci fıkrasındaki; “Kimse, ...kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz” denilerek “suçun kanuniliği”, üçüncü fıkrasında da “Ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri ancak kanunla konulur” denilerek, “cezanın kanuniliği” ilkesi vurgulandıktan sonra, kıyas yoluyla suç ve ceza normlarının genişletilemeyeceği, belirli bir kesinlik içinde kanunda hangi fiile hangi hukuksal yaptırımın bağlandığının bireyler tarafından bilinmesi ve eylemlerin sonuçlarının öngörülebilmesinin gerektiği, Kanun'da tanımlanmayan bir fiilin, benzeri bir fiille karşılaştırılarak kıyas yapılmak suretiyle ceza tayinine imkân tanınamayacağı belirtilerek, düzenlemenin Anayasa'nın 2 ve 38 inci maddelerine aykırı olduğu ve iptali gerektiği karar altına alınmıştır.
Bu nedenle;
Kanun'da sayılmayan ancak nitelik ve ağırlıkları bakımından benzer olan suçlara aynı disiplin cezalarının verilebileceği anlayışı bu iptal kararı ile imkansız hale geldiğinden, bu gibi suçlar için disiplin cezası verilmesinin de önü kapanmış bulunmaktadır.

5275 sayılı Kanun'un 51 inci Maddesindeki Değişiklik
1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren 5275 sayılı Kanun'un “Ödüllendirme” başlıklı 51 inci maddesi aşağıdaki şekilde düzenlenmişti.
Ödüllendirme
Madde 51- (1) Kurum içindeki veya dışındaki genel durumları, iyileştirme etkinliklerine ilgileri ve uyumları, kurum düzenine karşı tutumları, kendilerine verilen işlerdeki gayretleri gibi beklenen davranış ve tutumları gösteren hükümlülere teşvik esaslı ayrıcalıklar tanınır.
(2) Birinci fıkra hükmü, çocuk hükümlüler için de geçerlidir.
(3) Ödüllendirme sisteminin esas ve usûlleri tüzükte gösterilir.”
Nitekim;
İlgili düzenleme esas alınarak 06.04.2006 tarih ve 26131 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzük'ün 159 ila 162 nci maddelerinde gerekli düzenlemeler yapılmış ve ödüller ile ödüllendirilecek tutum ve davranışlar belirlenmiştir.
Ancak;
24/1/2013 tarih ve 6411 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesiyle 5275 sayılı Kanun'un “Ödüllendirme” başlıklı 51 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirlmiştir.
“Ödüllendirme
Madde 51 – (Değişik: 24/1/2013-6411/6 md.)
(1) Hükümlüler, kurum içindeki veya dışındaki genel durumları, eğitim ve iyileştirme faaliyetlerine etkin katılımları, kurum düzenine karşı tutumları ve kendilerine verilen işlerdeki gayretleri dikkate alınarak teşvik esaslı ödüllerden yararlandırılabilirler.
(2) Bu madde hükümleri, çocuk hükümlüler için de geçerlidir.
(3) Hükümlülere verilebilecek ödüller şunlardır:
a) Kapalı ceza infaz kurumlarında bulunan evli hükümlüler, en geç üç ayda bir kez olmak üzere, üç saatten yirmidört saate kadar eşleri ile kurum veya eklentilerinde ceza infaz kurumu personelinin yakın nezareti olmaksızın mahrem şekilde görüştürülebilir.
b) Çocuk hükümlülere, en geç iki ayda bir kez olmak üzere, üç saatten yirmidört saate kadar ana ve babasıyla veya vasisiyle kurum ya da eklentilerinde ceza infaz kurumu personelinin yakın nezareti olmaksızın aile görüşmesi yaptırılabilir.
c) Haftalık ziyaret süresi iki saate kadar uzatılabilir.
d) Kapalı ziyaret yerine açık ziyaret yaptırılabilir.
e) Üst üste kullanılmayan en fazla üç haftalık ziyaret süresi toplu olarak kullandırılabilir.
f) Haftalık telefonla görüşme süresi veya sayısı iki katına kadar artırılabilir.
g) Sosyal, kültürel veya sportif etkinliklerden öncelikli veya daha uzun süreli yararlanmaları sağlanabilir.
h) Haftalık harcama miktarı yarı oranında artırılabilir.
ı) Tek kişilik odalarda televizyon bulundurma imkânı verilebilir.
j) Hediye verilebilir.
k) Takdir belgesi veya tavsiye mektubu verilebilir.
(4) Ödüllendirme sisteminin usul ve esasları ile bu ödüllerden yararlanmanın kapsam ve şartları, suç türleri dikkate alınarak yönetmelikle belirlenir.”.
İlgili maddedeki bu değişiklik şu anlama gelmektedir.
Öncelikli olarak, Tüzük'ün 160 ve 162 nci maddelerinde belirtilen;
-Teşekkür, takdir veya onur belgesi,
-Ödüllendirme listesine kaydetmek,
-Kurum dışı etkinliklerde öncelik vermek,
-Ziyaretlerde azamî görüşme süresi uygulamak,
-Uygun bir hediye vermek,
-Tavsiye mektubu vermek,
gibi son derece kısıtlı imkanlar tanıyan ve işlevselliği bulunmayan ödüller ile ödüllendirilecek tutum ve davranışlara ait diğer düzenlemelerin artık bir hükmü kalmamıştır.
İkinci olarak ise, değiştirilen 51 inci maddenin dördüncü fıkrası uyarınca hazırlanan Hükümlü ve Tutukluların Ödüllendirilmesi Hakkında Yönetmelik 30/03/2013tarih ve 28603 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş olup, ödüllendirmeyle ilgili tüm uygulamaların bu Yönetmelik hükümlerine göre yerine getirilmesi gerekmektedir.