KURUMLARDAKİ ÇOCUK HÜKÜMMLÜ VE TUTUKLULAR

Ceza infaz kurumlarının en büyük özelliği, hiç bir zaman işlerin  rutin seyretmemesi ve her an yeni bir olay ya da sorunla karşılaşmanın olağan olmasıdır.  Bu nedenle, ceza infaz kurumları sadece belirli bir görevin yerine getirildiği kurumlar olarak görülmemeli, yaşamın sürekliliği içerisinde her türlü ihtimale göre organize olunması zorunlu olan bir teşkilat olarak değerlendirilmelidir.
Aslında yapılan tüm çalışmalar sadece bir amaca hizmet etmek için, yani kurumlarımızda kalan tüm hükümlü ve tutukluların insan onuruna yakışır şekilde yaşamalarını sağlamak için sürdürülmektedir.  Elbette ki bu görevin yerine getirilebilmesi sırasında harcanan mesai, personelimizin gösterdiği  özveri ve sorumluluk anlayışından  güç almaktadır.
Bir başka yönüyle konuya baktığımızda ise, hükümlü ve tutuklular ile personel arasında paylaşılmış bir yaşam olduğu görülmektedir. Öyleyse bu yaşamın güzel bir şekilde geçmesi için herkese sorumluluk düşmektedir. Bu sorumluluk, hükümlü ve tutuklular için kurallara uymak, personel için mevzuata uyum şeklinde ortaya çıkarken, bunlar dışında asıl etkili olanın ise ilişkiler sırasında insani davranışlar gösterilmesi olduğudur. Bu anlayışla, günaydın ile başlayan bir günün birçok sorunu hallettiği, nasılsın demenin ise büyük faydalar sağlayacağı unutulmamalıdır.
Ceza infaz kurumlarında kalan hükümlü ve tutuklular arasında öncelikli gruplarımızın bulunduğu ve bunların başında da çocuk hükümlü ve tutukluların geldiği bilinmektedir.       Aslında bütün çocuklar birbirlerine benzerler. Ancak; aileleri, yaşadıkları çevre ve almış oldukları eğitim onları farklılaştırmaktadır.
Belki de bu farklılaşmada şansız olan çocuklar kurumlarımıza gelmekte ve yaşamlarının belirli bir kısmını burada geçirmektedir.
Kurumlarımızda 12-18 yaş arasındaki çocukların kaldığını göz önünde bulundurduğumuzda, bu dönemin uzmanlar tarafından ergenlik dönemi olarak açıklandığını ve ergenlik döneminin, çocukluk çağı ile yetişkinlik arasındaki geçiş dönemi olduğunu, bu dönemde; depresyon, yeme bozuklukları, madde kullanımı gibi sağlık problemlerinin görülebileceğini, genel olarak duygularında istikrarsızlık olduğunu, duygularını çok dolu ve coşkulu yaşadığını,  diğer dönemlere göre daha yoğun hayal kurduğunu ve gerçekten zaman zaman uzaklaştığını, sık sık yalnız kalma isteği içinde olabildiğini, dikkate almamız gerekmektedir. Bu hassasiyete sahip olmayan bir personelimizin bulunduğunu düşünmek bile kurumsal başarısızlığımızın bir göstergesi olmalıdır.
Şunu açıkça söylemek isterim ki; bir çocuğun gözünden akan yaş bizlerin kalbine kurşun gibi düşmüyorsa vicdanımızı sorgulamamız gerekir. Çünkü kurumlardaki çocuklar Devletin ve ailelerinin bize emanetidir. Günlük mesaimizin belirli bir dilimini onlara ayırmak bir lutuf olarak değil görevimizin gereği olarak değerlendirilmelidir.
Bu görevin yapılmamış olması veya aksatılması, giderilmesi imkansız sonuçlar doğurabileceğinden gerekli ihtimamın gösterilmesinde yarar bulunmaktadır. Aksi halde yaratacağı sorumluluklara katlanmak zorunda kalınılacaktır. 
Çocukların kapalı kurumlarının fiziki yapısından kaynaklanan sorunlar yaşamaması ve toplumla bağlarının kopmasına neden olabilecek etmenlere maruz bırakılmamaları için idarelere görevler düşmektedir. Bu görevin yerine getirilmesi sırasında, genel olarak kurum müdürlerinin çocuklarla yakından ilgilenmesine rağmen bazılarının ise çocuklar ile görüşme konusunda  kayıtsız kaldığı, büyük bir özveriyle görev yapan psiko sosyal servis personelinin yanında, bazı psiko sosyal servislerin sadece kayıt yapmak ile yetindiği bilinmektedir. Ancak; Genel Müdürlüğümüzün bu konuya özel önem verdiğini ve her türlü değerlendirmesi sırasında bu durumu dikkate alacağını belirtmek isterim.
Bu nedenle öncelikli olarak, Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü’nün 09/07/2013 tarih ve 85138863.203.99/523/88800 sayılı “Çocuklarla İlgili Tedbirler” konulu Genel Yazısı ile yine Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü’nün 13/03/2015 tarihli ve 77204178.207.99 /2388/42792 sayılı “Çocuk Hükümlü ve Tutuklulara İlişkin Alınması Gereken Tedbirler” konulu Genel Yazısı mutlaka dikkate alınmalı ve burada belirtilen tedbirler başta olmak üzere aşağıdaki uygulamaların yerine getirilmesi yararlı olacaktır.
*Kuruma kabul işlemi yapılan her çocuğa; kurallar, kurumun tanıtılması, hak ve sorumluluklar, eğitim ve iyileştirme faaliyetleri hakkında bilgilendirme yapılmalıdır.
*Kalacakları odalara çocuklar, yaş, suç, mükerrerlik durumları göz önünde bulundurularak yerleştirilmelidir.
*Müstakil çocuk kurumlarında, odalardaki yaşam alanlarında yanlarında mutlaka personel bulundurulmalı, yatak odaları ise kapalı tutulmalıdır.
*Müstakil olmayan kurumlardaki odalar ise daha dikkatli bir şekilde gözlenmelidir.
*Kurum idarecileri ve personeliyle hükümlü-tutukluların görüşme yaptıkları odalara kamera konulmalıdır.
*Çocuklardan sorumlu bir ikinci müdür ve her vardiya için bir başmemur görevlendirilmelidir.
*Mesai saatleri dışındaki nöbetlerde bir saati aşmayacak belirsiz periyotlarla en az iki infaz koruma memuru çocukların yatakhanesini kontrol etmeli ve “oda kontrol defterine”  gün, saat ve odaya ilişkin gözlemleri işlemelidir.
*Mevzuatımızda yeri olmayan koğuş mümessilliği veya temsilciliği uygulamasına asla izin verilmemelidir.
*Çocukların barındırıldığı mekanlarda havalandırma, tuvalet, banyo, mutfak gibi yaşam alanları temiz ve kullanılmaya hazır halde bulundurulmalıdır.
*Yemekler hazırlanırken çocukların gelişimini sağlayacak  kalori miktarları göz önünde bulundurulmalıdır.
*Çocukların özel yaşam alanları dışındaki, oda içi ve dışı tüm etkinlik alanları kamera ile izlenmelidir.      
*Çocukların bulunduğu bölümlerde  görev alacak personele; öfke kontrolü, intihar, kendine zarar vermeyi önleme ve uyuşturucu gibi konularda eğitim almış personele öncelik verilmelidir.
*Çocukların yatış-kalkış saatleri düzenli hale getirilmelidir.
*Çocukların şikayetleri ile istek ve ihtiyaçlarını doğrudan öğrenmek için kurum müdürleri bizzat görüşmelidir.
*Yataklarının etrafı çarşaf ve battaniye ile kapatılmamalıdır.
*Çocukların birbirlerine zarar verdikleri oyunları oynamalarına izin verilmemelidir.
*İmkanlar elverdiği ölçüde, kurum içerisinde hobi odaları,  bireysel ve grup çalışması odaları, sınıflar ile sosyal ve spor etkinliği yapabilecek alanlar oluşturulmalıdır.
*İyileştirme ve eğitim faaliyetler sürekli olarak yapılmalıdır.
*Yaygın eğitim imkanlarından çocuklar yararlandırılmalıdır.
*Spor salonu, mesleki eğitim ve hobi atölyeleri gibi alanlardan daha uzun süreli yararlanmaları sağlanmalıdır.
*Eğitim servisi ve psiko sosyal servis çocuklarla sık sık görüşmeli, programlar uygulamalı ve gelişmeleri ilgili formlara kaydetmelidir.
*Çocuklara farklı tutum, anlayış ve uygulama yapılmamalıdır.
*Çocuklara yönelik uygulamalarda onların da görüş, öneri ve dilekleri dinlenmelidir.
*Çocuklara maddi imkan sağlanması için Gerekli girişimlerde bulunulmalıdır.
*Çocukların aileleri ile temas kurularak ilişkilerinin devamı sağlanmalıdır.
*Sigara bağımlısı çocuklara bağımlılık programı uygulanmalıdır.
*Çocuklardan madde veya psikiyatrik ilaç kullanım öyküsüne sahip olanla, hekime yönlendirilmelidir.
*Üniversiteler ve sivil toplum kuruluşları ile çocuklara yönelik çalışmaların yürütülmesi sağlanmalıdır.
 *Çocuklara Ödül Yönetmeliği hakkında bilgi verilmeli, özendirilmeli ve ödül sistemi etkin olarak kullanılmalıdır.
*Disiplin cezalarının çocuk hükümlü ve tutuklular açısından bir caydırıcılığı veya işlevi bulunmadığından, kuralların ihlalini sıradanlaştıran sistemin kanıksanmasına fırsat verilmemelidir. 
*Ziyaretçisi gelmeyen ve telefon görüşmesi yapmayan çocuklara özel ilgi gösterilip psiko sosyal servisi tarafından sık sık görüşmeleri sağlanmalıdır.         
*Çocuk hükümlülerin çalıştırılması yalnızca meslek eğitimine yönelik olmalıdır.
*Çocuklar kurum işlerinde çalıştırılmamalıdır.
Bu uygulamalar, ceza infaz kurumlarında kalan hükümlü ve tutuklular arasında öncelikli gurplarımızın başında olan çocuk hükümlü ve tutukluların  Genel Müdürlüğümüzün konuya verdiği önem doğrultusunda topluma kazandırılmaları sürecinde önemli katkılar sağlayabilir.
Bu hususlara riayet edilmekle beraber konuya ilişkin hassasiyet üzerinde önemle durulmaktadır.