HÜKÜMLÜ VE TUTUKLULARIN İLETİŞİM YOLLARI

Günümüz dünyasında insan onuruna saygıyı esas alan anlayışlar yaşamın her kesimindeki uygulamalara dayanak teşkil etmektedir.
            Bu anlayışın bir gereği olarak, hükümlü ve tutukluların her türlü iletişim imkanından uzaklaştırılarak dışarıyla ilişikilerinin kısıtlandığı, kapalı bir mekan içerisinde tutulmak suretiyle cezalarının infaz edildiği dönemler artık tarihin çöplüğüne atılmış bulunmaktadır.
            Ülkemizdeki ceza infaz kurumlarındaki uygulamalara baktığımızda, son yıllardaki  mevzuat değişiklikleri ile çok kapsamlı iyileştirmelere gidildiği görülmektedir.
            Aslında ne kadar güzel düzenlemeler yapılırsa yapılsın, uygulamalardaki başarı oranı, görevlilerin veya hakları kullanacak kişlerin konuyla ilgili bilgi düzeyleriyle sınırlı kalmaktadır.
            Bu nedenle; hem personelin uygulamalar hakkında bilgilendirilmesi hem de hükümlü ve tutukluların kullanabilecekleri haklar konusunda bilinçlendirilmesi gerekmektedir.
            Personelin eksiklikleri verilen eğitimler ile giderilmeye çalışılmakta ise de hükümlü ve tutukluların sürekli değişmesi nedeniyle bu bilgilendirmenin kesintisiz devam ettirilmesinde  zorunluluk bulunmaktadır.
            Hükümlü ve tutuklulara yönelik bu bilgilendirme ve bilinçlendirme sırasındaki en etkili yöntemin iletişim yollarının açık tutulması olduğu unutulmamalıdır.
            Nitekim;
            Bu durum 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'da net olarak ortaya konulmuş ve iletişim ile alakalı haklar iyileştirmenin bir gereği olarak sayılmıştır.
            Burada idarelere düşen en önemli görev, kuruma gelen hükümlü ve tutukluların bilgilendirilmesi konusunu düzenleyen 5275 sayılı Kanun'un 22 nci maddesinde belirtilen ve aşağıda gösterilen düzenlemelere mutlaka uyulmasını sağlamaktır.
            " (1) Hükümlülere, kuruma alındıklarında uygulanacak iyileştirme çalışmaları, disiplin suçları ve cezaları, bilgi edinme ve şikâyet yolları, hak ve sorumlulukları gibi konular ile kurumdaki yaşam biçimine uyum sağlamaları için gereken bilgiler, kurum yöneticileri tarafından sözlü olarak anlatılır ve yazılı olarak tebliğ olunur. İnfaz sonrası koruma ve yardım konusunda ayrıca bilgi verilir. Türkçe bilmeyen yabancı uyruklu hükümlülere kendi dilinde, mümkün olmadığında İngilizce, Fransızca veya Almanca olarak bildirilir. Duyma ve konuşma engellilere işaret diliyle anlatılır. Görme engellilere ise kendi alfabeleri ile yazılmış kitapçık verilir.
            (2) Hükümlülerin ceza infaz kurumlarına alınmalarında, başka kuruma nakillerinde ve hastaneye yatırılmalarında, istekleri üzerine ailelerine veya gösterdikleri kişilere; hükümlü yabancı ise, yazılı olarak karşı çıkmaması hâlinde, uyruğu olduğu devletin diplomatik temsilcilik veya konsolosluğuna durum bildirilir.
            (3) Askerlik çağına giren, hâlen silâh altında bulunan kişilerin ceza infaz kurumlarına alınmalarında, başka kuruma nakillerinde veya kurumda iken askerlik çağına girmeleri veya salıverilmeleri hâlinde durum, kayıtlı bulundukları askerlik şubesine bildirilir.
            (4) Hükümlülerin ölümü hâlinde de yukarıdaki hükümler uygulanır ve ayrıca durum ailelerine derhâl bildirilir.".
                       
            Düzenlemeden de anlaşılacağı üzere, hükümlü ve tutukluların ceza infaz kurumlarında yaşamlarını sürdürmeye başladıkları sırada,   kurumdaki yaşam koşullarının nasıl olacağı, hak ve sorumluluklarının neler olduğu, durumlarından haberdar etmek istedikleri kişiler gibi konularda çok kapsamlı bir bilgilendirmeye muhatap olmaları gerekmektedir.
Bu bilgilendirme ilk aşamada mutlaka yapılması gereken bir uygulama olmakla birlikte, yine 5275 sayılı Kanun'da iletişim yollarının sürekli açık tutulmasını sağlayacak aşağıda gösterilen farklı düzenlemelere de yer verilmiştir.
            - Ziyaretçisiyle görüşme hakkı,
            - Avukat ve noterle görüşme hakkı,
            - Süreli veya süresiz yayınlardan yararlanma hakkı,
            - Telefon ile haberleşme hakkı,
            - Radyo, televizyon yayınları ile internet olanaklarından yararlanma hakkı,
            - Mektup, faks ve telgrafları alma ve gönderme hakkı,

            Bu haklar içerisinde, hükümlü ve tutukluları koruyan ileri düzenlemeler bulunmakta, özellikle savunma hakkını veya resmi kurumlardan bilgilenmeyi kısıtlayacak uygulamaların önü kapatılmaktadır.
            Örneğin;
5275 sayılı Kanun'un 68 inci maddesinin dördüncü fıkrasında; “Hükümlü tarafından resmî makamlara veya savunması için avukatına gönderilen mektup, faks ve telgraflar denetime tâbi değildir.” denilmektedir.
Bu düzenleme, hükümlü veya tutuklunun belirtilen yerler ile içeriği hakkında gizlilik korunarak serebestçe iletişim kurabilmesinin yolunu açmaktadır.
5275 sayılı Kanun'un 42 nci maddesinde ise; “Haberleşme veya iletişim araçlarından yoksun bırakma veya kısıtlama” disiplin cezasının dördüncü fıkrasında; “Anne, baba, eş, çocuk ve kardeşlerin ölüm veya ağır hastalıkları ile doğal afet hâllerinde yapılması gereken haberleşmeler ve avukat ile ilişkilerde bu madde hükmü uygulanmaz.” şeklinde düzenleme yapılarak iletişim yollarının açık tutulması sağlanmıştır.
             Yine 5275 sayılı Kanun'un 44 üncü maddesinin beşinci fıkrasında; “Hücreye konulan hükümlünün, resmî ve yetkili merciler ve avukat ile görüşmesine engel olunmaz.” denilmek suretiyle özellikle savunma hakkı korunmaya çalışılmıştır.
            Burada üzerinde durulması gereken bir başka önemli konu ise, dilekçe hakkının kullanılmasında yaşanan ve sürekli gündeme getirilen bazı olumsuzlukların açıklığa kavuşturulmasıdır.
Bilindiği üzere; Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın “VII. Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıkllı  74 üncü maddesinin birinci fıkrasında; Vatandaşlar (Ek ibare:3/10/2001-4709/26 md.) ve karşılıklılık esası gözetilmek kaydıyla Türkiye’de ikamet eden yabancılar kendileriyle veya kamu ile ilgili dilek ve şikayetleri hakkında, yetkili makamlara ve Türkiye Büyük Millet Meclisine yazı ile başvurma hakkına sahiptir.” hükmü yer almakta, aynı maddenin ikinci fıkrasında ise; “Kendileriyle ilgili başvurmaların sonucu, (Ek ibare:3/10/2001-4709/26 md.) gecikmeksizin dilekçe sahiplerine yazılı olarak bildirilir.” ifadesine yer verilmiş bulunmaktadır.
Bu düzenlemeyi,5275 sayılı Kanun'un 68 inci maddesinin dördüncü fıkrasında belirtilen; “Hükümlütarafından resmî makamlara veya savunması için avukatına gönderilen mektup, faks ve telgraflar denetime tâbi değildir.” hükmü ile birlikte değerlendirdiğimizde, ceza infaz kurumlarındaki hükümlü ve tutukluların dilekçe hakkını kullanmalarının önünde hiçbir engel bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Nitekim;
Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü'nün 45/1 sayılı Genelgesi'nin “Diğer İşlemler” başlıklı bölümünün 3, 4 ve 5 inci paragraflarında aşağıda gösterilen düzenlemelere yer verilmiştir.
“Hükümlü ve tutukluların istek ve şikayetlerini ilgili mercilere ulaştırabilmesi için kurumun uygun yerlerine şikayet kutuları konulacaktır. Kutular sorumlu infaz koruma başmemuru tarafından açılarak dilekçeler veya zarflar incelenmeksizin kurum en üst amirine iletilecektir.”.
“Hükümlü ve tutukluların, infaz hâkimlikleri ile yetkili ve resmî kurumlara yaptıkları başvurularla ilgili dilekçeler, vakit geçirilmeksizin ve ivedilikle ilgili makamlara gönderilecektir.”.   
“Hükümlü ve tutuklular tarafından Cumhuriyet başsavcılığı aracılığıyla resmî makam ve kişilere gönderilecek dilekçelerden posta ücreti alınmayacaktır. Ancak; bu dilekçeleri doğrudan  göndermek istediklerinde posta ücretleri kendileri tarafından karşılanacaktır.”.
Burada idarelere düşen görev, bu  konuda şikayetlere neden olan noksanlıkları ortadan kaldırmak olmalıdır.
Bu nedenle, hükümlü ve tutuklular tarafından en fazla dile getirilen şikayetin, dilekçelerin gönderilmediği yönündeki iddialar olduğu dikkate alınarak, bu konuda oluşabilecek tereddütleri ortadan kaldırmak için, hükümlü ve tutuklulardan alınan her dilekçenin; tarih, gönderildiği yer, teslim edenin ismi ve iması ile teslim alan görevlinin isim ve imzasını içeren bir defter kaydının tutulmasında ve bu defterin başmemurlukta bulundurulmasında yarar görülmektedir.
Son olarak şunu söyleyecek olursak, karanlıklar hep şüphe uyandırır. Ceza infaz kurumları çalışanları olarak karanlıklara ışık tutmaya devam edelim.