İYİLEŞTİRME KAVRAMI VE KAPSAMI

5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile infaz sistemimize “iyileştirme” olarak adlandırılan bir kavram girmiş bulunmaktadır.

5275 sayılı Kanun'da en fazla tekrarlanan bu kavram Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzük'ün 101 inci maddesinde özetle aşağıdaki şekilde tanımlanmaktadır.
İyileştirme; hükümlülerin kuruma girişinden salıverilmesine kadar geçen süre içerisinde, bedensel ve zihinsel sağlıklarını sürdürmeleri veya bunlara yeniden kavuşmaları için gerekli önlemlerin alınması, suçluluk duygusundan arınması, kişisel ve toplumsal gelişiminin sağlanması amacıyla uygulanacak;

-Bireyselleştirilme,
-Eğitim ve öğretim,
-Psiko-sosyal hizmetler,
-Sağlık,
-Meslek edindirme,
-Toplum yaşamıyla uyumlaşmasını ve geliştirilmesini,
sağlayacak programları kapsar.

5275 sayılı Kanun'un “İyileştirmede başarı ölçütü” başlıklı 7 nci maddesinin birinci fıkrasında ise; “Hapis cezalarının infazında hükümlülerin iyileştirilmeleri amacını güden programların başarısı, elde ettikleri yeni tutum ve becerilerle orantılı olarak ölçülür. Bunun için iyileştirme çabalarına yönelik olarak hükümlünün istekli bulunması teşvik edilir.” denilmektedir.

Ayrıca;
Hükümlüler için iyileştirmenin asıl önemi koşullu salıverme aşamasında gündeme gelmekte ve bu durum 5275 sayılı Kanun'un “Koşullu salıverilmede iyi hâlin saptanması” başlıklı 89 uncu maddesinin birinci fıkrasında; “Hükümlünün, Kanunun 107 nci maddesinde öngörülen süreleri, ceza infaz kurumlarının düzen ve güvenliği amacıyla konulmuş kurallara içtenlikle uyarak, haklarını iyi niyetle kullanarak, yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirerek geçirmiş ve uygulanan iyileştirme programlarına göre de toplumla bütünleşmeye hazır olduğunun disiplin kurulunun görüşü alınarak idare kurulunca saptanmış bulunması gerekir.” şeklinde açıklanmaktadır.

Bu hükümden anlaşılması gereken; iyileştirme programlarına uyum göstermeyen hükümlüler için koşullu salıverme imkanının bulunmadığının bilinmesidir.

Yukarıda belirtilen düzenlemeler ile iyileştirmenin önemini ortaya koyduktan sonra, iyileştirme sürecinin nasıl başlatılacağı ile nasıl sürdürüleceği konusuna açıklık getirecek olursak, tereddüt uyandıran bazı farklı uygulamaların önüne geçilebileceği düşünülmektedir.

Öncelikli bir hususa dikkat çekilmek suretiyle, iyileştirmedeki temel anlayışın bir gereği olarak, iyileştirme programlarının hükümlülere uygulanacağı konusunun bir kez daha hatırlatılmasında yarar görülmektedir.
Ayrıca;
İyileştirme programlarının uygulanabilmesi için sadece hükümlü olmak değil, aynı zamanda hükümlünün iki yıldan fazla hapis cezası almış olması da mutlaka göz önünde bulundurulmalıdır.

İyileştirme süreci, uygulanacak programların belirlenebilmesi için hükümlünün gözleme tabi tutulması ile başlar ve altmış günü geçemez. Hükümlü; kişiliğine, sair hâllerine, suçun işlenmesindeki özelliklere göre gözleme de tâbi tutulmayabilir.

Gözlem sonucunda, hükümlünün kalacağı kurum ile psiko sosyal servis ve eğitim servisi tarafından hazırlanan programlar tespit edilerek iyileştirme süreci başlatılır ve altı aylık periyotlarla tekrar değerlendirmeler yapılarak sürecin devamı sağlanır.

Altı aylık değerlendirmeler sonucu sürekli yenilenen ve koşullu salıverme tarihine kadar sürdürülecek olan iyileştirme proğramlarının kapsamını, aşağıda yapılan tanımlar ve açıklamalar ile ortaya koyacak olursak:

Bireyselleştirilme: Hükümlünün kendisini tanıması ve anlaması, bireysel özelliklerinin ilgi ve yeteneklerinin farkına varması, karar ve sorumluluklar alması ile beklentiler oluşturması gibi süreçleri kapsayan çalışmalar bütünüdür.
Eğitim ve Öğretim: Hükümlünün kişiliğini geliştirecek, eğitimini güçlendirecek, yeni beceriler elde etmesini sağlayacak ve suç işleme eğilimini yok ederek salıverilme sonrasına hazırlayacak eğitim programlarıdır.
Bu eğitimler; temel eğitim, orta ve yüksek öğretim, meslek eğitimi, din eğitimi, beden eğitimi, psiko-sosyal hizmet konularını kapsar ve yaş, cinsiyet, öğrenim durumu, ceza süresi, yetenekleri ve kültür durumuna uygun olarak hazırlanır.

Açık kurumlar ile çocuk eğitimevlerinde bulunan hükümlüler; örgün ve yaygın eğitimden, kapalı kurumlarda bulunan hükümlüler ise; yaygın öğretimden yararlandırılır.

İlköğretim ara sınıflarından terk olanlardan, örgün eğitim çağını geçirmiş onbeş ve daha üst yaşlarda bulunan her hükümlünün yaygın eğitime devam etmesi teşvik edilir. Ayrıca; okuma-yazma öğretilmesi, eksik kalan eğitimlerine devam ettirilmesi sağlanır.

Kurumlarda, olanaklar elverdiği ölçüde eğitim ve öğretimle ilgili özel kurslar açılabilir, konferans veya seminerler düzenlenebilir, kütüphane hizmetlerinden yararlandırılır.

Psiko ve Sosyal Hizmetler: Hükümlünün kanunlara saygılı yaşama düşünce ve duygusunun yerleşmesi, aile ve topluma karşı sorumluluk duygusunun gelişmesi ile toplum yaşamına uyması ve geçimini sağlayabilmesi konularında uygulanacak rejim, önlem ve yöntemleri kapsayan iyileştirme çalışma ve programlarıdır.

Sağlık: Hükümlüler beden ve ruh sağlığının korunması ile hastalıklarının tanısı için muayene ve tedavi olanakları ile tıbbî araçlardan yararlanma hakkına sahiptir. Acil ya da olağan muayene ve tedavileri kurum revirinde, mümkün olmaması hâlinde ise Devlet veya üniversite hastanelerinin mahkûm koğuşlarında yapılır.

Muayene ve tedaviler sırasında, doktor tarafından talep edilmediği sürece, odada sağlık personeli dışında görevli bulundurulmaz. Ancak güvenlik amacıyla, konuşulanların duyulmayacağı şekilde tedbir alınır.

Rızası olsa bile hiçbir hükümlü veya tutuklu üzerinde tıbbî deney yapılamaz.
Hastanelerdeki yatarak tedaviler, kapalı kurum hükümlü ve tutukluları için mahkum koğuşlarında, açık kurum veya çocuk eğitimevi hükümlüleri için ise mahkum koğuşu dışındaki bir bölümde gerçekleştirilir.

Meslek edindirme: Ruhsal ve bedensel sağlığı yerinde olan hükümlülerden, meslek sahibi olmayanlar ile meslek sahibi olmasına rağmen istekli olanlar, belirlenen ücret karşılığında işyurtlarında çalıştırılabilirler.

Çalıştırmanın amacı, hükümlülerin salıverilmelerinden sonra yaşamlarını sürdürecek meslek ve sanatları öğrenmelerini sağlamak, çalışma ve üretme isteklerini geliştirmek veya güçlendirmektir. Çalıştırmada hükümlünün yeteneği, becerisi, eğilimi, zihinsel ve bedensel durumları göz önünde bulundurulur.

Yöneticilerin ve görevlilerin kişisel işlerinde çalıştırılma söz konusu olmayıp, çocuk hükümlülerin çalıştırılması da yalnızca meslek eğitimi kapsamında mümkün bulunmaktadır.
Toplum yaşamıyla uyumlaşması ve geliştirilmesinin sağlanması: Hükümlülerin toplumsal, ruhsal ve bedensel gelişimlerinin sağlanması için, fiziksel ve ruhsal durumları elverdiği ölçüde spor, beden eğitimi ve eğlendirici etkinliklere katılmaları teşvik edilir ve günde en az bir saat açık havaya çıkmaları sağlanır.

Kurumlarda olanaklar elverdiğince, kültürün ve sanatın çeşitli dallarını temsil eden programlar hazırlanır.
Hükümlüye kurum kütüphanesinden ve mahkemelerce yasaklanmamış süreli ve süresiz yayınlardan yararlanma imkânı verilir.
Toplumla bağlarının kopmaması için; ziyertçileri ile görüşmeleri, yakınlarıyla telefon görüşmesi yapmaları, mektuplaşmaları, gerekli şartların oluşması koşuluyla kurum dışında geçireceği özel izin imkanından yararlanmaları sağlanır.
Sonuç olarak, 5275 sayılı Kanun'da da belirtildiği üzere;
İnfazdaki temel ilkenin; ırk, dil, din, mezhep, milliyet, renk, cinsiyet, doğum, felsefî inanç, millî veya sosyal köken ve siyasî veya diğer fikir yahut düşünceler ile ekonomik güçler ve diğer toplumsal konumlar yönünden ayırım yapılmaksızın ve hiçbir kimseye ayrıcalık tanınmaksızın uygulanması, zalimane, insanlık dışı, aşağılayıcı ve onur kırıcı davranışlarda bulunulmaması esasına dayandığı,
Ulaşılmak istenilen temel amacın ise, öncelikle genel ve özel önlemeyi sağlamak, hükümlünün yeniden suç işlemesini engelleyici etkenleri güçlendirmek, toplumu suça karşı korumak, hükümlünün yeniden sosyalleşmesini teşvik etmek, üretken ve kanunlara, nizamlara ve toplumsal kurallara saygılı, sorumluluk taşıyan bir yaşam biçimine uyumunu kolaylaştırmak olduğu,
unutulmamalıdır.