PERSONEL İLİŞKİLERİ

Tüm insanlar doğarlar, büyürler ve ölürler, ancak; insan sadece et ve kemik de değildir. İnsanları diğer canlılardan farklı kılan hatta birbirlerinden bile ayıran şey, yaşamları sırasında aldıkları kültür ve eğitim, sahip oldukları yetenek ve deneyimler, inanç ve değerler ile tutum ve davranışlarından kaynaklanan zaman içerisinde oluşmuş manevi yapısıdır.

İnsan toplum içerisinde yaşarken, sahip olduğu bu manevi yapının özelliklerine göre davranışlar gösterir ama üstlendiği rollere göre de mutlaka yerine getirmesi gereken görevleri bulunmaktadır.

Bu nedenle, ne kadar mükemmel bir sistem kurulursa kurulsun, bu sistem ne kadar gelişmiş araç ve gereçlerle donatılırsa donatılsın, her konuda ne kadar hassas davranılarak seçimler yapılırsa yapılsın, başarı; burada görev yapacak insan unsurunun davranışları ile orantılıdır. 

İnsanlar, birlikte yaşamaya karar verdiği günden itibaren çeşitli roller üstlenerek toplu yaşama katkı sunmaktadır. İşte bu katkı zaman içerisinde devlet dediğimiz bir otorite tarafından organize edilmeye başlanması ile katkının veriliş şekli ve katkıda bulunanların hak ve sorumlulukları gündeme gelmeye başlamış ve insanlık tarihi boyunca tartışılan bu durum, modern toplumlarda kanunlarla güvence altına alınmıştır. 

Yukarıda da belirttiğimiz gibi,  yasalar bazı şeyleri zorunlu hale getiriyor olsa da, insan odaklı uygulamaların başarısı, toplumların sahip olduğu insan kalitesine göre oluşmaktadır. 

Bugün itibariyle tüm ülkelerdeki idari yapılanmada yaşanan olumsuzluklar, sistem içerisinde yer alan bazı görevlilerin manevi yapılarındaki farklılık nedeniyle bir standart oluşturulamamasından kaynaklanmaktadır. Ne yazık ki; bizim idari yapımızda bu eksikliğin sıkıntılarını yaşamakta ve çalışma koşullarının ağırlaşmasına, yatay ve düşey mobbing uygulanmasına neden olmaktadır.

Ceza infaz kurumlarında 170.000'i aşan hükümlü ve tutuklu ile yaklaşık 50.000'i bulan personel olduğunu dikkate aldığımızda, yaşanabilecek olumsuzluklar karşısında çok fazla insanın doğrudan etkilenebileceği görülmektedir.

Bu nedenle; kurumlarımızdaki personel davranışları ve özellikle amir-memur ilişkileri büyük önem arz etmektedir.

Bilindiği üzere Devlet memurları ile alakalı düzenlemeler 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nda ayrıntılı olarak yapılmıştır.

Adı geçen Kanun'un “Amir durumda olan devlet memurlarının görev ve sorumlulukları” başlıklı 10 uncu maddesinin birinci fıkrasında; Devlet memurları amiri oldukları kuruluş ve hizmet birimlerinde kanun, tüzük ve yönetmeliklerle belirlenen görevleri zamanında ve eksiksiz olarak yapmaktan ve yaptırmaktan, maiyetindeki memurlarını yetiştirmekten, hal ve hareketlerini takip ve kontrol etmekten görevli sorumludurlar.” denilmekte, ikinci fıkrasında ise; “Amir, maiyetindeki memurlara hakkaniyet ve eşitlik içinde davranır. Amirlik yetkisini kanun, tüzük ve yönetmeliklerde belirtilen esaslar içinde kullanır.” hükmü düzenlenmiş, “Devlet memurlarının görev ve sorumlulukları” başlıklı 11 inci maddesinin birinci fıkrasında ise; Devlet memurları kanun, tüzük ve yönetmeliklerde belirtilen esaslara uymakla ve amirler tarafından verilen görevleri yerine getirmekle yükümlü ve görevlerinin iyi ve doğru yürütülmesinden amirlerine karşı sorumludurlar."          hükmüne yer verilmiştir.

Yukarıda da gösterildiği üzere, amir ve memurun görev ve sorumlulukları Kanun ile belirlenmiş olmasına rağmen, bu düzenlemelerdeki ifadeler insan odaklı düşünülmeden ve   bir ruha büründürülmeden bir anlam taşımadığı uygulamalardan anlaşılmaktadır.

Bir insan hangi görevde olursa olsun, hangi yetkileri kullanırsa kulansın, onun işindeki başarısı feraseti ve izanı ile orantılıdır.

TODAİE Öğretim Görevlisi ve Kamu Yönetimi Uzmanı Nihat AYTÜRK, başarılı insan ilişkilerinde anahtar olan 10 kelimeyi: “(1) Size nasıl yardımcı olabilirim, (2) Siz ne düşünüyorsunuz, (3) Size katılıyorum, (4) Tebrik ederim, (5) Müsaadenizle, (6) Rica edebilir miyim, (7) Üzgünüm/Özür dilerim, (8) Teşekkür ederim, (9) Lütfen, (10) Biz”  olarak saydıktan sonra, insanları başarılı, etkili ve verimli, düzenli ve ahenkli bir şekilde yönetebilmek ve elde edebilmek için aşağıda belirtilen "İnsan İlişkileri Teknikleri”ni başarıyla ve samimiyetle uygulamak gereklidir demektedir.

(Sayıştay Dergisi. Sayı:32)
1-Selam Verin: İnsanlara ilgi göstermenin, önem ve değer vermenin en kolay ve etkili yolu "selam vermektir". Selam "seni görmekten mutluyum, sana değer veriyorum, benden sana zarar gelmez" demektir. Selamlaşmak, sevgiyi ve saygıyı yaymaktır.

2-Toka Edin: Toka etmek bir sevgi ve samimiyet ifadesidir. Toka etmek insana gösterilen sevginin ve ilginin canlı bir göstergesidir. Toka etmek insanı en kolay etkileme yöntemidir ve insana avucunuzun içine almak demektir.

3-Gülümseyin: İnsanların ortak dili gülümsemedir. Gülümseme, insanların gönlüne girmenin ve insanı fethetmenin en güzel yoludur. Gülümseme "seni seviyorum" demektir. Gülümseme, tek kelimeyle "sevgi" dir ve ben "seninleyim" demektir.

4-İnsanlara Daima Adıyla Hitap Edin: İnsanlara adıyla hitap etmek, onlara değer vermek ve ilgi göstermek demektir. Çünkü insanlar sadece ilgilendikleri ve önem verdikleri kişilerin adlarını bilirler. Sonra, insana adlıyla hitap etmek, kulağına müzik gibi gelir. Her insan kendi adını sever ve adını duyunca sevildiğini bilir.

5-Karşınızdakini Dinleyin: Herkesin sizi sevmesini istiyorsanız iyi bir dinleyici   olun ve karşınızdaki insanı ilgiyle ve samimiyetle dinleyin. İnsanı dinlemek ona saygı göstermek, ona önem ve değer vermek demektir. İnsanları dinlemek dostluğu kuvvetlendirir. Ancak, dinlerken karşınızdakinin gözüne bakmak gerekir. İnsanın gözüne bakmak birlikte düşünmek demektir. Dinlerken, kişiye daima hoşlanacağı sorular sorun. Kendisini anlatmasına fırsat verin. Dünyada, dinlenilmekten hoşlanmayan insan yoktur.

6-Karşınızdakini İlgilendiren Konulardan Söz Edin: Unutmayın, her insanın kalbine giden yol, ilgi alanlarından geçer. Bu nedenle karşınızdakini ilgilendiren konulardan ve onun ilgi alanlarından söz açın. Kişinin ilgi duymadığı konularda konuşmaktan kaçının. Herkesin mutlaka sevdiği, ilgilendiği bir şey (hobby) vardır. İnsanlar, ancak sevdikleri şeyleri dinlemeyi severler. İnsanların en çok sevdiği şey de kendileridir. Örneğin bir kişiye kendisinden bahsedin, sizi saatlerce dinler ve sizi mutlaka sever.

7-İnsanlara Saygı Gösterin, Önem ve Değer Verin: Her insan kendisine saygı gösterilmesini ister. Onun için, insanların kişiliklerine, işlerine, duygu ve düşüncelerine saygılı olun. Zira, bir insana saygılı olursanız, onu mutlaka etkilemiş olursunuz. Ayrıca, insanlara saygı gösterirseniz, onlarda bu saygıya layık olmaya ve size de saygılı olmaya çalışırlar.

8-İltifat Edin: İnsan kazanmanın ve insanları etkilemenin en kısa yolu iltifat etmektir. Çünkü insanların en büyük arzusu takdir edilmek ve sevilmektir. Her insanın takdire değer bir yönü vardır. Her insanda görebildiğiniz en küçük kabiliyeti içtenlikle takdir edin. Bu takdirde hem kişiyi kazanmış, hem de başarıya teşvik etmiş olursunuz. Unutmayın, insan kazanmanın yolu takdirden; insan kaybetmenin yolu da, tenkitten geçer. Zira, iltifat dost, tenkit düşman kazandırır. Ama gereğinden fazla iltifat ederek de kimseyle alay etmeyin.

9-Tenkit Etmeyin: Tenkit, hiçbir zaman yararlı bir şey değildir. Tenkidi ve tenkit edeni kimse sevmez. Onun için, tenkit zararlı bir şeydir. Çünkü tenkit insanı savunma zorunda bırakır; kendini haklı göstermeye zorlatır. Tenkit sonunda, kişinin gururu ve güveni sarsılır. Tenkit, insanı isyana bile sevkeder. Başkalarını tenkit etmeden önce, kendinizi tenkit edin. Karşınızdakini eleştirirken daima yapıcı ve saygılı olun.

10-Tartışmadan Kaçının: Tartışmayı kazanmanın en iyi yolu; tartışmadan kaçmaktır. Karşınızdaki kim olursa olsun, tartışmaya girmekten kaçının. Çünkü tartışmaların kazanılması imkansızdır. Kazanamazsınız. Zira, tartışmayı kaybetmişseniz zaten kazanamadınız demektir. Tartışmayı kazanmışsanız yine kaybettiniz demektir. Fikrinizi kabul etse de, sizi kabul etmez.  Çünkü onu yendiniz. İnsanları tartışmayla mağlup ederek değil; mantıkla ve uzlaşmayla kazanın.

11-Başkalarının Hatalarını Yüzüne Vurmayın: Bir insanın hatasını yüzüne vurmak ve haksız olduğunu söylemek, onun kişiliğine ve gururuna darbe indirmek demektir. Çünkü, kimse hatasının yüzüne vurulmasından veya anılmasından hoşlanmaz. Şüphesiz, insanların hatasını hatırlatmak da bir tür iyiliktir. Fakat bunu son derece nezaketle yapmak gereklidir. Eğer bir kişi size hata ettiğinizi veya yanlış düşündüğünüzü söylerse hiç itiraz etmeyin. Zira, hatanızı kabul ederseniz, hiçbir şey kaybetmezsiniz. Bilakis, dürüstlüğünüzü göstermiş ve karşınızdakini de etkilemiş olursunuz.

12-İnsanlara Daima Samimiyetle ve Dostça Yaklaşın: Bir insanı kazanmak  istiyorsanız herşeyden önce ona karşı samimi olduğunuzu göstermelisiniz. Zira, dostlukla, samimiyetle, güvenle ve sempatik bir görünümle (nezaketle) elde edilemeyecek hiçbir şey yoktur.

Bu açıklamalardan da anlaşılacağı üzere, davranışlarımız hem kişisel hem de kurumsal başarımızda en belirleyici olandır. Biraz değişmeyi denediğinizde, etrafımızdaki herşeyin de değişeceğini, bir selamın, bir gülümsemenin, bir hatır sormanın, aradaki dağları kaldırdığını göreceğinizden emin olabilirsiniz.

"Bir bakışın kudreti bin lisanda yoktur./Bir bakış bazen şifa, bazen zehirli bir oktur.
Bir bakış bir aşığa nelere neler anlatır./Bir bakış bir aşığı senelerce ağlatır."

Victor Hugo