UYGULAMALARLA İLGİLİ SORULAR

Bu ay ki yazımızın konusu, hem kurum idarelerine hem de hükümlü ve tutuklulara yararlı olacağı düşüncesiyle, yine sıkça sorulan bazı soruların cevaplarına ayrılmıştır.

1- Para cezası bulunan hükümlülerin açık kuruma ayrılmaları

Kapalı kurumlarda cezaları infaz edilmekte olan, ancak; ayrıca para cezaları da bulunan hükümlülerin açık ceza infaz kurumlarına ayrılmaları sırasında, işlemlerinin nasıl yapılması gerektiği hususu hem idareler hem de hükümlüler tarafından sıkça sorulmaktadır.

Bilindiği üzere, açık kurumlara ayrılmanın usul ve esaslarını düzenleyen, 17/6/2005 tarihli ve 25848 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Hükümlülerin Açık Ceza İnfaz Kurumlarına Ayrılmaları Hakkında Yönetmelik, 02/09/2013 tarihli ve 28399 sayılı Resmî Gazete’de yayımlan “Açık Ceza İnfaz Kurumlarına Ayrılma Yönetmeliği” ile yürürlükten kaldırılmıştır.

Bu nedenle;

Eski Yönetmelikte bulunan para cezalarıyla ilgili hükümlere, yeni Yönetmelikte yer verilmemiş olması bazı tereddütlerin yaşanmasına neden olmaktadır.

Konuya açıklık getirebilmek için, yeni Yönetmelik’in “Kapalı kurumdan açık kuruma ayrılacak hükümlüler” başlıklı 6 ncı maddesinin üçüncü fıkrasındaki; “Birden fazla cezanın toplanarak infazı hâlinde, açık kuruma ayrılmada esas alınacak suç, koşullu salıverilme tarihine en az sürenin arandığı suçtur.” hükmünün dikkate alınmasının gerektiği düşünülmektedir.

İlgili düzenlemeyi bu kapsamda ele aldığımızda, kapalı kurumlarda kalan ve çeşitli suçlardan aynı veya farklı infaz şekline tabi olan başka cezaları bulunan hükümlülerin, para cezasından hapse çevrilmiş cezaları da dahil olmak üzere, hepsi toplandıktan sonra 1/5 ini kapalı kurumlarda iyi halli olarak geçirmiş olmaları ve ilgili maddede yer alan diğer şartları da taşımaları halinde, açık kuruma ayrılmalarında bir engel bulunmadığı anlaşılmaktadır.

Konunun daha iyi anlaşılabilmesi için örnekleyerek açıklayacak olursak:

Bir hükümlü, almış olduğu hapis cezasını yatmaktayken, ayrıca bekleyen bir para cezası da bulunmakta ise, para cezasını yatırması halinde, açık kuruma ayrılma işlemleri halen yatmakta olduğu hapis cezası üzerinden değerlendirilecek ve para cezası dikkate alınmayacaktır.

Şayet;

Para cezasını yatırmamış ise, para cezası hapis cezasına çevrilecek ve içtima edilen süre üzerinden değerlendirme yapılarak, açık kuruma ayrılıp ayrılmamasına karar verilecektir.

2- Yetki belgesi bulunan avukatın görüşmesi

Kapalı ceza infaz kurumunda bulunan bir hükümlünün vasisi tarafından verilen vekaletname ile avukatı olan bir kişinin, bir başka avukata yetki belgesi vermesi halinde, yetki belgesini alan avukatın, hükümlü ile görüştürülüp görüştürülmeyeceği konusu da sıkça sorulmaktadır.

1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun “Örnek Çıkarabilme ve Tebligat Yapabilme Hakkı” başlıklı 56 ncı maddesinin beşinci fıkrasında; (Ek: 2/5/2001-4667/36 m.) Avukatlar veya avukatlık ortaklığı başkasını tevkil etme yetkisini haiz oldukları bütün vekaletnamelerini kapsayacak şekilde bir başka avukata veya avukatlık ortaklığına vekaletname yerine geçen yetki belgesi verebilir. Bu yetki belgesi vekaletname hükmündedir.” şeklinde düzenleme yer almaktadır.

Bu nedenle;

İlgili fıkrada da açıkça belirtildiği üzere, yetki belgesinin vekaletname hükmünde olması ve 1136 sayılı Kanun’un 56 ncı maddesinin aşağıda gösterilen ikinci ve üçüncü fıkralarındaki;

“Usulüne uygun olarak düzenlenen ve avukata verilmiş olan vekaletname 52 nci maddede yazılı dosyada saklanır. Avukat, bu vekaletnamenin örneğini çıkarıp aslına uygunluğunu imzası ile onaylayarak kullanabilir. Avukatın çıkardığı vekaletname örnekleri bütün yargı mercileri, resmi daire ve kurumlar ile gerçek ve tüzel kişiler için resmi örnek hükmündedir.”

“Asıllarının verilmesi kanunda açıkça gösterilmeyen hallerde avukatlar, takip ettikleri işlerde, aslı kendilerinde bulunan her türlü kağıt ve belgelerin örneklerini kendileri onaylayarak yargı mercileri ile diğer adalet dairelerine verebilirler.”

hükmü uyarınca, belgeyi veren avukat tarafından imzalanmış yetki belgesi bulunan avukatın görüşme yapmasında bir sakınca olmadığı dikkate alınarak, yetki belgesine sahip avukatın uygun koşullarda görüşme yapabilmesi sağlanmalıdır.

3- Odalarda bulundurulabilecek elektrikli eşyalar

Bu konuda ki en çok soru; tost makinesi, televizyon, buzdolabı ve çamaşır makinesiyle ilgili olup, kurumlarda farklı uygulamalar yapıldığı yönündeki sızlanmaları içermektedir.

Bilindiği üzere; özellikle F Tipi ve L Tipi gibi kapalı ceza infaz kurumlarının inşa edilmesi ve diğer kurumlarda da koğuşların odalara bölünmesiyleyle birlikte, ceza infaz kurumlarındaki koğuş sisteminden vazgeçilmeye başlanmış ve 1, 3, 5 ve 7 kişinin kalabileceği mekanlardan oluşan ve oda sistemi adı verilen bir yapılanmaya gidilmiştir.

Nitekim;

Bu yapılanmanın bir sonucu olarak, ilgili mevzuat da oluşturulmuş ve gerekli düzenlemeler gerçekleştirilmiştir.

Bu düzenlemelerden, 17/06/2005 tarih ve 25848 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Ceza İnfaz Kurumlarında Bulundurulabilecek Eşya ve Maddeler Hakkında Yönetmelik’in “Elektrikli eşyalar” başlıklı 9 uncu maddesinde;


“Madde 9 — Koğuş, oda ve eklentilerinde, kantinden temin edilmek koşuluyla, bir adet otuzyedi ekran televizyon ile elektrikli su ısıtıcısı, saç kurutma makinesi ve büro tipi buzdolabı ile kurumun bulunduğu coğrafi bölgenin iklim koşulları dikkate alınarak, her koğuş veya odada bir adet vantilatör bulundurulmasına izin verilebilir. Ayrıca her hükümlü, kurum kantininden satın almak kaydıyla bir adet kulaklıklı küçük el radyosu bulundurabilir.

Oda sistemine geçmemiş ceza infaz kurumlarında, koğuşların durumuna göre, bir adet büyük ekranlı televizyon ile buzdolabı bulundurulmasına izin verilebilir.

Aydınlatma dışındaki elektrik giderleri hükümlü tarafından karşılanır.”

Hükmüne yer verilmiştir.

Ancak;

Zaman içerisinde kurum mevcutlarında meydana gelen artışlar dikkate alınarak, ilgili maddenin yeniden yorumlanmasına ihtiyaç duyulmaktadır.

Ayrıca;

Gelişen teknolojik koşullar, eski üretimin sonlanmasına ve yeni ürünlerin piyasaya sürülmesine neden olduğundan, bu yorumun yapılmasında mecburi kılmaktadır.

Bu nedenle;

Kapasite artışının yarattığı olumsuz durum ve teknolojik değişiklikler dikkate alınarak, odalarda kalmakta olan hükümlü ve tutukluların yaşam koşullarının iyileştirilmesini sağlamak için,

10-30 kişinin kaldığı odalar, bu haliyle koğuş gibi değerlendirilerek, büyük ekranlı televizyon verilmesinin ve yoğunluğa uygun bir buzdolabının koğuşta bulundurulmasının mevzuata aykırı olmayacağı düşünülmektedir.

Ancak;

Kurumlarında bulundurulabilecek eşyalar, Ceza İnfaz Kurumlarında Bulundurulabilecek Eşya ve Maddeler Hakkında Yönetmelik’te ayrıntılı olarak düzenlenmiş olduğundan, bu Yönetmelikte sayılmayan; tost makinası ve çamaşır makinası gibi elektrikli araçların kuruma sokulması mümkün olmadığı gibi, kurumlardaki su ve elektrik altyapısı dikkate alınarak, bu gibi araçların yaklaşık 1000-1500 kişinin kaldığı kurumlarda kullanılmasının fiilen de imkansız olduğu değerlendirilmektedir.

4- Kurs gelirlerinin kaydı

Ceza infaz kurumlarında sürdürülen iyileştirme faaliyetleri kapsamında, giderleri kendi bütçelerinden karşılanmak suretiyle bazı kurum ve kuruluşlar tarafından kurslar açıldığı bilinmektedir.

Ancak;

Bu kurslar sonunda sergilenen ürünlerin satışından elde edilen gelirlerin nasıl kaydedilmesi gerektiği ise sıkça sorulmaktadır.

5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanununun 3 üncü ve 12 nci maddelerinin ilgili fıkraları birlikte değerlendirildiğinde, merkezi yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin, herhangi bir ad altında bütçe oluşturamayacağının açıkça belirtildiği görülmektedir.

Ayrıca;

Aynı Kanunun 6 ncı maddesinin 2 nci fıkrasındaki; “Bu Kanuna ekli (I) sayılı cetvelde yer alan kamu idarelerinin tüm gelirleri Hazine veznelerine girer, giderleri bu veznelerden ödenir. Bu idareler özel vezne açamaz.” hükmü ile 72 nci maddesinin 1 inci fıkrasındaki; “Kanunların öngördüğü şekilde yetkili kılınmamış hiçbir gerçek veya tüzel kişi, kamu adına tahsilat veya ödeme yapamaz.” hükmü dikkate alındığında, bu kurslarda elde edilen ürünlerin Genel Bütçe adına satışlarının yapılmasına imkan bulunmadığı anlaşılmaktadır.

Bu nedenle;

Kurs sonucu düzenlenen sergilerde satılan ürünlerden elde edilen gelirlerin, kursu düzenleyen kurum ya da kuruluş tarafından ceza infaz kurumlarına bırakılması halinde, bu gelirlerinin öncelikli olarak Merkezi Yönetim Bütçesine aktarılması uygun olacağından, bu gelirlerin, 4301 sayılı Ceza İnfaz Kurumları ile Tutukevleri İşyurtları Kurumunun Kuruluş ve İdaresine İlişkin Kanunun 7 nci maddesinin 2 nci fıkrasının (e) bendinde sayılan sermaye kaynaklarından bağış ve yardımlar olarak kabul edilmesinde ve işyurdu bütçesine gelir kaydedilmesinde bir sakınca bulunmadığı değerlendirilmektedir.

Nitekim;

İşyurtları Yüksek Kurulu, 28/02/2007 tarih ve 12 sayılı Kararıyla, İşyurtları Kurumu merkez hesabına bağış yoluyla aktarılan paraların 6 aylık sürelerle hesapta toplanması ve bu ödeneğin yine hükümlü ve tutukluların eğitim ve iyileştirme faaliyetlerinde kullanılmak kaydıyla Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğüne tahsisi konusundaki Genel Müdürlüğün talebini uygun bulunmuştur.

Sonuç olarak; yukarıdaki açıklamalar dikkate alındığında, bahse konu gelirlerin kullanımı ve kaydı konusundaki tartışmalar son bulmuş olup, bu gelrilerin; mahallindeki işyurdu hesaplarıyla ilişkilendirilmeden ve hiçbir işyurdu hesabına kaydı yapılmadan, doğrudan İşyurtları Kurumu merkez hesabına yatırılarak gönderilmesi gerekmektedir.