HÜKÜMLÜ VE TUTUKLULARIN EMANETE ALINAN KİŞİSEL PARALARI

Bilindiği üzere, hükümlü ve tutuklulara ait paraların kaydı, 13 Temmuz 2005 tarih ve 25874 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Hükümlü ve Tutukluların Emanete Alınan Kişisel Paralarının Kullanımına Dair Yönetmelik” hükümlerine göre yerine getirilmektedir.

İlgili Yönetmeliğin 5 inci maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında;
“Kuruma gelen hükümlü ve tutukluların üzerinde bulunan paraların miktarı ne olursa olsun, kurum görevlilerince alıkonularak ilgiliye karşılığında makbuz verilir. “

“Banka ve posta aracılığıyla gelen veya ziyaretçiler tarafından hükümlü ve tutukluların nam ve hesabına yatırılan paralar, idarece görevlendirilecek bir personel tarafından alınarak kayıt edilir.”

Hükümleri yer almaktadır.

Bu düzenlemelerden anlaşılması gereken; açık ya da kapalı kurum ayrımı yapılmaksızın her hükümlü veya tutukluya ait paranın mutlaka kayıtlara alınacak olduğudur. Dolayısıyla; açık kurumlarda bu hesabın tutulmamasının veya çok az işlem görüyor olmasının haklı bir izahı bulunmamaktadır.

Yine aynı maddenin üçüncü fıkrasında; “Müdürü bulunan kurumlarda, hükümlü ve tutuklular hiçbir şekilde yanlarında nakit para bulunduramaz. Ancak; açık ceza infaz kurumlarıyla çocuk eğitimevlerinde kalmakta olan hükümlülere, kurum ve kişi güvenliğini tehlikeye düşürmeyecek tutarda nakit parayı yanlarında bulundurmalarına kurum en üst amirince izin verilebilir.”  hükmü düzenlenmiştir.

İşte bu düzenleme ile kapalı kurumlarda nakit kullanımı yasaklanırken, kısıtlı bir tutarın ise açık kurumlarda bulundurulmasına izin verilmektedir.

Açık kurumlardaki ilgili hesabın tutulmamasına veya çok az işlem görmesine neden olan uygulama, işte bu yanlış yoruma dayanan düzenlemeden kaynaklanmaktadır. Oysa; bu ifadeler ile hesaptaki toplam tutarın ne kadarının üzerlerinde bulundurulabileceği belirtilmektedir.

Sistemin esasını oluşturan bu açıklamalardan sonra, burada üzerinde duracağımız asıl konu; ceza infaz kurumlarında kalmakta olan hükümlü ve tutuklulara ait kişisel paraların kayıtlara alınması ile bu paraların kullanımlarının kurumlar arasında farklılık göstermesi yanında, işlemlerin kontrolünün de ilgili görevliler tarafından ihmal edilmesidir.

Bu durum bugün için idarelerin en önemli sorunu olarak karşımızda durmakta olup, bu konuda gösterilen ihmal, hem hükümlü ve tutukluların mağduriyetine hem de kamu zararının oluşmasına sebebiyet vermekte ve başta idareciler olmak üzere bir çok personel hakkında adli ve idari işlem yapılmasına neden olmaktadır. 

Oysa;
Sorumluluğu bulunan görevlilerin, kısa bir zaman ayırmak suretiyle kayıtlar üzerinde yapacakları kontrollerin bu olumsuzlukları ortadan kaldıracağı muhakkaktır.

Bu nedenle, konuyla ilgili bazı açıklamalarda bulunmanın yararlı olacağı düşünülmektedir.

Öncelikle şunu belirtmek isterim ki; emanete alınan kişisel paralarla ilgili işlemler ilk bakışta basit gibi görünmekle birlikte, herhangi bir mutabakatsızlık yaşanması halinde son derece karmaşık bir hal alabilmekte ve olumsuzluğun tespiti çok uzun bir mesai harcanmasını gerektirmektedir.

Bu nedenle; konuyla ilgili olarak hazırlanmış mevzuata uygun davranılmasında zorunluluk bulunmaktadır.   

Bu açıklamalardan sonra, ilgili hesap ve işlemleri genel olarak ele aldığımızda şu tespit önem kazanmaktadır.

Bankada açılan bir hesapta kurum adına toplanan hükümlü ve tutuklulara ait paralar, kurum defter kayıtlarında isim bazında ayrı ayrı takip edilmektedir.

İşte binlerce hükümlü ve tutukluya ait bu takip, yine onbinlerce makbuz düzenlenmesini ve kayıt yapılmasını zorunlu kıldığından, sonuçları itibariyle büyük önem taşımaktadır.

Çünkü;
Rakamların en kötü tarafı,  yapılan hatalar karşısında insanları savunma yapmaz durumda bırakmasıdır.
Bu kayıtların nasıl yapılması gerektiği, Hükümlü ve Tutukluların Emanete Alınan Kişisel Paralarının Kullanımına Dair Yönetmelik’in  6 ncı maddesinde belirtilmekte;
- Hükümlü ve Tutukluların Emanete Alınan Kişisel Paralarına Ait Kasa Defteri,
- Emanet Para ve Kıymetli Eşya Kayıt Defteri,
- Reddiyat Makbuzu,
- Tahsilat Makbuzu,
kullanılmak suretiyle yerine getirileceği ifade edilmektedir.
Bu defter ve makbuzların şekil ve kullanış biçimleri işe  07.07.2006 tarihinde Bakan Onayı ile yürürlüğe giren Ceza İnfaz Kurumlarında Kullanılacak Defter ve Belgeler ile Bunların Düzenlenmesine Dair Yönerge’de ayrıntılı olarak gösterilmiştir.
Ancak;              
Bu kayıtların yapılması sırasında belirtilen yönetmelik dışında, Hükümlü ve Tutukluların Emanete Alınan Kişisel Paralarının Kullanımına Dair Yönetmelik’in “Elektronik ortamda kayıt” başlıklı 16 ncı maddesinin birinci fıkrasında ki; “Elektronik ortamda kayıtların tutulmasına başlanılan ceza infaz kurumlarında, defterlerle birlikte tüm kayıt ve bilgiler ayrıca elektronik ortamda tutulur ve saklanır. Elektronik ortamda tutulan kayıtların ihtiyacı karşıladığının tespiti halinde, yazılı olarak kayıtlarının tutulması uygulamasından vazgeçilebilir.” hükmünün de dikkate alınması gerekmektedir.
Bu kayıtlar sırasındaki en önemli konu, nasıl kayıt tutulursa tutulsun, reddiyat ve tahsilat makbuzlarının örneğine uygun doldurulup, mutlaka ıslak imzalı olarak düzenlenip ayrı bir dosyada saklanmasıdır.
Elektronik ortamda düzenlenmiş olmakla birlikte, çıkış alınarak ıslak imza ile imzalanmamış reddiyat ve tahsilat makbuzlarının hiçbir geçerliliğinin olmadığı bilinmelidir.
Bu açıklamalardan da anlaşılacağı üzere, hükümlü ve tutukluların emanete alınan kişisel paralarının takibi sırasında, olmazsa olmaz tek şart girişler için; tahsilat makbuzu, çıkışlar için; reddiyat makbuzu düzenlenmesinde zorunluluk bulunduğudur.
Ancak;
Hesapta yaşanan olumsuzluklar bu makbuzların düzenlenmemesinden değil, düzenlenmiş makbuzlar üzerinde değişiklik yapılmasından veya geçmişe ait kayıtların yenilenmesinden kaynaklanmaktadır.
Burada dikkatle üzerinde durulması gereken konu, hatalı işlemler tespit edilse dahi, düzenlenmiş makbuzlar üzerinde oynama yapılmadan veya geçmiş kayıtlar asla yenilenmeden, yeni makbuz düzenleyerek hatanın giderilmesinin usul haline getirilmesidir.
İdarecilerin bir diğer sorumluluğu ise,  Hükümlü ve Tutukluların Emanete Alınan Kişisel Paralarına Ait Kasa Defteri ile Emanet Para ve Kıymetli Eşya Kayıt Defteri kayıtlarının bu makbuzlara göre yapıldığı gerçeğini kabul ederek,  Emanet Para ve Kıymetli Eşya Kayıt Defterindeki hükümlü ve tutuklular adına açılmış sayfalarda kayıtlı paraların bakiyeler toplamı ile Türk Lirası ve yabancı ülke paraları cinsinden ayrı ayrı düzenlenmiş olan hükümlü ve tutukluların emanete alınan kişisel paralarına ait kasa defter bakiyelerinin mutabık olup olmadığını kontrol etmeleridir.
Ayrıca;
Bu kontrol sonucu defter bakiyelerinin mutabakatı sağlandıktan sonra, tespit edilen nakit tutarının ilgili bankada mevcut olup olmadığını belirlemek de hesapların kontrolünde sorumluluğu olan idarecilerin görevleri arasında bulunmaktadır.
İşte bu işlemlerin, herhangi bir zamanda ve ayda en az bir kez yapılması halinde, bugün yaşanan olumsuzlukların tamamen ortadan kalkacağı düşünülmektedir.
Hesapla ilgili bu açıklamaları yaptıktan sonra bazı uygulamalara da değinilmesinde yarar  görülmektedir.
* Bilindiği üzere, Hükümlü ve tutukluların harcama tutarları Bakanlıkça tespit edilmekte olup, kantinden yapılacak alışverişler belirlenen haftalık harcama limitini geçmemelidir. Ancak; bu limite haberleşme giderleri, sağlık ve eğitim harcamaları, mahkeme harçları ve tazmin giderleri ile kantinden yapılacak buzdolabı, semaver, vantilatör ve tv alım harcamaları dahil edilmemelidir. Ayrıca; başka kişiler adına hesaplardan yüklü para çıkışlarında, mutlaka vasi onayı istenmelidir.
* Müdürlük teşkilatı bulunan kurumlarda kalmakta olan hükümlü ve tutukluların yapacakları harcamalar, nakit hareketi olmaksızın tutulan kayıtlar üzerinden, hükümlü ve tutukluların düzenlediği “İhtiyaç İstem Formu” aracılığıyla gerçekleştirildiği dikkate alınarak, emanet para memuru ile kantin memuru arasındaki mal ve para hareketi takip edilmeli, kişi bazında alınan emtialar idarelerce sorgulanmalıdır.
 *  Hükümlü ve tutuklulara ait kişisel paraların yatırıldığı banka hesabına tahakkuk eden faiz gelirleri amacı dışında kullanılmamalı, yine hükümlü ve tutuklular için harcanarak, eğitim ve sosyal ihtiyaçlarının karşılanması ile iyileştirilmeye yönelik faaliyetlerde eğitim kurulu kararı ile sarfedilmelidir.
* Herhangi bir yolla kuruma gelen ve sahibine ödenemediği için hesaplarda bekleyen paralar, 10 yıllık zaman aşımının sona ermesine müteakip, maliye veznesine yatırılarak hesaplardan düşümü sağlanmalıdır.