Haber

Genel Müdürümüz Enis Yavuz Yıldırım Türk Ceza İnfaz Sistemimiz, Kurumlarımız ve Hedeflerimizle İlgili Detaylı Bir Röportaj Yaptı

JUSTICE TRENDS
Ceza infaz alanında yeni eğilimler, iyi uygulamalar ve son gelişmeler hakkında yayın yapmak üzere kurulan “Justice Trends” dergisinin ilk sayısında Genel Müdürümüz Sayın Enis Yavuz Yıldırım ile yapılan röportaj yayınlanmıştır.
İngilizce ve İspanyolca olarak iki dilde yayınlanan derginin ilk sayısında Avrupa Komisyonu, Avrupa Birliği, Asya (Çin) ve Latin Amerika (Guatemala, Dominik Cumhuriyeti, Arjantin, Brezilya, vb.)  ülkelerden cezaevi yöneticileri ile ilgili haberler, makaleler, röportajlar ve Genel Müdürlüğümüzün de ortağı olduğu Erasmus+ Projeleriyle ilgili bilgiler yer almıştır.
Genel Müdürümüz ile yapılan röportajın Türkçe metni aşağıdadır. Derginin online kopyasına ulaşmak için lütfen aşağıda verilen linki tıklayınız.
http://www.eu-training.com/justicetrends/flipbook/flipbook/index.html?page=62

Sayın Enis Yavuz Yıldırım ile röportaj
1. Türkiye cezaevi ve denetimli serbestlik sistemindeki ilerlemeler konusundaki görüşleriniz nelerdir ve bu ilerleme Temmuz ayındaki darbe girişiminden nasıl etkilenmiştir?
Ceza İnfaz Sistemimizde başlayan yenilikler 2005 yılında yeni ceza infaz yasamızın yürürlüğe girmesiyle büyük bir ivme kazanmıştır. Ceza infaz kurumlarımızı, iş yurtlarımızı, eğitim merkezlerimizi, denetimli serbestlik müdürlüklerimiz ile diğer tüm birimlerimizi daha modern, sürekli kendini yenileyen birimler haline getirdik. Çünkü uygun bir alt yapı olmadan sağlıklı bir infaz rejimi uygulamamız mümkün olmayacaktı.
Kurumlardaki fiziksel yenilenmenin dışında infazın kalitesini artırmada en önemli unsur olan personele yönelik politikalarda önemli açılımlar gerçekleştirildi.   Personel eğitimlerine ciddi önem vermekteyiz. Türkiye’nin 5 yerinde kurulu bulunan Eğitim merkezlerimizde, sürekli eğitime tabi tutulan personel, başta insan hakları olmak üzere birçok konuda uzman kadrolarca eğitim almaktadır. Bugün halen ceza infaz kurumlarımızda çeşitli unvanlarda 55.000 personel görev yapmaktadır.
Tutuklu ve hükümlülerin eğitim ve iyileştirme faaliyetlerinden yaralanmalarını onlar için bir seçenek olarak değil; kurumun temel işlevlerinden biri olarak görüyoruz. Gelişen teknolojinin de kullanılması sayesinde eğitim ve öğretim çalışmalarında önemli aşamalar kaydedilmiştir. AB projeleri kapsamında 10 adet proje hayata geçirilerek çağdaş infaz sistemi uygulamalarımızla bütünleşmesi sağlanmıştır. Üniversiteler ve diğer bakanlıklar başta olmak üzere bir çok kurum ve kuruluşlarla işbirliği halinde güçlü bir eğitim öğretim ve rehabilitasyon süreci yürütülmektedir. Bir kişinin topluma kazandırılması bile bizim için çok önemlidir.
Denetimli serbestlik sistemi, geride bıraktığımız 12 yılık süre zarfında büyük aşama kaydetmiş, ceza infaz sistemimizin önemli ve vazgeçilmez bir parçası haline gelmiştir. Günümüzde, adalet komisyonunun bulunduğu 139 yerde denetimli serbestlik müdürlükleri ile koruma kurulları faaliyetlerine devam etmektedir.
15 Temmuz olayları insanlık tarihinin gördüğü en hain terör organizasyonudur. Karşılaştığımız hain terör örgütü mensuplarının birçok kuruma sızması nedeniyle başlatılan hukuki süreç ile birlikte tutuklanan ve adli kontrol altına alınanların sayısında artış olmuştur. Bu süreçte görevinden uzaklaştırılan ve ihraç edilenler arasında geçmişte Bakanlığımız personeli olanların da yer alması hasebiyle personel sayımızda kısmi bir etkilenme söz konusu olmuştur. Fakat alınan önlemler, personel alımı yapılması, mevcut personelin özverili çalışmaları sayesinde bu durumun ciddi bir krize dönüşmesi engellenmiştir. İnfaz sistemimiz bu sayısal travmayı başarıyla atlatmıştır.
2. Türk ceza infaz kurumu ve denetimli serbestlik sisteminin yaşadığı temel zorluklar ve kısıtlamalar nelerdir?
Denetimli serbestlik, uygulanma alanı itibariyle zor ve risklidir. Çünkü suç işlemiş bireyler, cezalarını aile ve sosyal ortamlarından kopmadan, toplum içinde çekmektedir. Bu da, denetimli serbestlik sistemi içinde bulunan kişilerin, denetim ve takiplerinin belli bir plan ve program dâhilinde, büyük bir titizlikle yerine getirilmesini; aynı zamanda, infaz ve iyileştirme sürecinin, güçlü bir mevzuat temelinde, yeterli fiziki ve teknik imkânlarla birlikte nitelikli, özel eğitim almış, suçlularla çalışma bilgi ve becerisine sahip ve motivasyonu yüksek personelle yürütülmesinin gerekliliğini ortaya koymaktadır. Ülkemizde ceza infaz sisteminde yer alanlar, tüm bu gerekliliklerin farkında olarak yoluna devam etme gayreti içindedir.
Şunu da ifade etmek gerekir ki tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de gerek sosyal sebepler ve gerekse diğer etkenlerin varlığı ile suç oranlarında artış görülmektedir. Ülkemizin nüfus yoğunluğu, coğrafi özellikleri, artan terör olayları, ülkemize kabul ettiğimiz mülteci sayısının fazlalığı yönüyle pek çok ülkeden daha zor şartlar altında suçun oluşturduğu etki ve sonuçları ile beraberinde getirdiği birtakım sorunlarla mücadele etmek durumunda kalmaktayız. Fakat her ne koşulda olursa olsun ceza ve adalet sisteminin amacına uygun ve nitelikli bir şekilde işletilmesine özel önem vererek; cezaların infazı, yükümlülerin cezalarını insan hak ve onuruna yakışır bir şekilde tamamlamaları, rehabilitasyonları, eğitimleri ve salıverilme sonrası yeniden topluma uyum sağlamaları, suç tekrarının önlenmesi ve toplumun korunmasını amaçlayan Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü, bu yöndeki çalışmalarını tüm birimleri ile gerekli ihtimam ve özveriyi gösterek yürütmeye devam etmektedir
3.Türkiye’de süregelen ceza infaz reformuna ilişkin hangi başarıları vurgulamak istersiniz?
2003-2004 yıllarından sonra devlet çok önemli kaynakları çok mütevazı bir şekilde insan hak ve onurunu korunabileceği bir alt yapıya yönlendirdi.  Fiziki yapı değişirken bu fiziki yapı üzerinden çağdaş infaz uygun uygulamalar geliştirilmeye başlandı. Bu çerçevede iş yurtları kurumunun ceza infaz sistemi içerisinde dünyanın en iyi iş, eğitim ve üretim sistemi olmasının yolu açıldı.  Ceza infaz kurumlarındaki eğitim ve psiko-sosyal servis faaliyetleri güçlendirilerek, bireysel rehabilitasyon sürecine geçildi. Güvenlikten rehabilitasyona geçiş sürecinde personelin uyumun çabuklaştırmak için yeni eğitim merkezleri açılarak bilimsel ve uygulamaya yönelik faaliyet göstermeleri yönünde güçlendirdi. Denetimli serbestlik müessesesi sıfırdan kuruldu ve yön verildi. Bugün gelinen durum itibari ile 100 yıldan fazla geçmişi olan Batılı denetimli serbestlik sistemlerine yetişme iddiası içerisindedir.  Bu süreç Şüphesiz ki Türk ceza infaz tarihinde çok önemli bir süreçtir.15 Temmuz olayları bile reformlarla ilgili çalışmalarımızı durduramamıştır.
4.Türk denetimli serbestlik sistemi olgunlaşmakta ve şu anda on bir yılı tamamlamıştır.  Mevcut reform çerçevesinde denetimli serbestliğin rolünü nasıl görüyorsunuz?
Bu süreçte; tutuklamaya alternatif adli kontrol tedbirleri, kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırımlar (eğitim kurumuna devam etme, belirli yerlere gitmekten veya belirli etkinlikleri yapmaktan yasaklanma, kamuya yararlı bir işte çalıştırılma, vd.) hapis cezasının ertelenmesi kapsamında bazı yükümlülüklerin yerine getirilmesi, tedavi ve denetimli serbestlik, etkin pişmanlık, şarta bağlı erken tahliye, adli para cezasına karşılık kamuya yararlı bir işte çalıştırılma, çocuğun denetim altına alınması kararları gibi on üç farklı karar türü altında pek çok yaptırım/tedbir/yükümlülüğün infazı denetimli serbestlik hizmetleri kapsamında gerçekleştirilmektedir.
Denetimli serbestlik sisteminde infaz uygulamalarının yanı sıra; yükümlülerin bilimsel yöntemler kullanılarak tespit edilen risk ve ihtiyaçları doğrultusunda bireysel görüşme, grup çalışmaları, müdahale programları, eğitim ve bilgilendirme seminerleri, boş zaman yapılandırılması vb. faaliyetleri içeren iyileştirme çalışmaları da yürütülmektedir.  Denetimli serbestlik sisteminin geliştirilmesi ve güçlendirilmesi, daha başarılı çalışmalara imza atabilmesi için gerekli çalışmalara da hız kesmeden devam edecektir. İnfazın geleceğini denetimli serbestlik hizmetleri oluşturmaktadır.

5.Türkiye’deki ceza infaz sektörünün geleceğini nasıl tasvir edersiniz? (Lütfen hem olumlu yönlerine hem de olumsuz yönlerine-örn; zorluklara-atıfta bulununuz).
Sosyal hayatın bir gereği ve gerçeği olan kurumlarımızda, hükümlülere yaptığımız uygulamalar, Avrupa’nın gelişmiş hukuk sistemlerinden farklı ya da daha geride değildir. Avrupa’da bulunan bazı hükümlüler, yaşam koşulları itibariyle Türkiye’ye nakledilmek istiyor. Sosyal açıdan, yaşam koşulları açısından daha kötü olmadığımızı, birçok yönüyle daha iyi olduğumuzu biliyoruz. Batıdaki kurumlarla, oradaki sistemlerle çok yakın işbirliği içerisindeyiz ve birçok iyi uygulamayı infaz sistemizle entegre ediyoruz. 

Bu yüzden; kurumlarımızda insan hakları ihlalleri olduğu kabul edilebilir bir iddia değildir; temeli delile dayanan hiç bir hak ihlali de bulunmamaktır. Bizim kurumlarımızda bulunan hükümlü tutuklular, ailelerine sağlıkla, sosyal anlamda yeterli bir şekilde ulaştırılmaya çalışılan tekrar kazandırılmaya çalışılan insanlardır. Bu anlamda Türkiye’de ceza infaz alanında, denetimli serbestlik alanında ve denetimli serbestliğin alt uygulaması olan elektronik izlenme alanında, uluslararası çağın gerektirdiği uygulamalara uygun gelişmelerin olduğunu, uygun uygulamaların olduğunu bir kez daha ifade etmek istiyorum. Bu uygulamaları geliştirirken insan hak ve onuru temel eksenimiz ve temel esasımızdır.